PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bence Okuyun


piLenKen
09-19-2007, 11:31 PM
I
Bıraktım artık, Hayyam tartıyor, dizelerin o ağır biçemini
Anımsatıyor ona zaman, o özgün, eşsiz çizgisini
Dile gelmeyen düşler, binbir çeşit arzular mıydı onlar
Ve hangi gizil Tanrı'nın tütsüsü bu ve nasıl paylaşılıyorlar


II
Söylemeliyim ki biz; ölenlerimizin külleriyiz yalnızca
Toz olan soylarımız, ırmaklarda yanyana akmakta
Düşlerin parlaklığı, sen ve ben, gerçekte birer imgeyiz
Ölüşümüz ve unutuluşumuzda; sonsuzca ve hızla olmakta.


III
Diyebilirim ki anıtlar, görkemle yapıldı, o zorlu çabalarla
Ne saltanatlar, ne kafileler geçti, patikalarla, rüzgârlarla
Karşılaştırmak olası mı onları, Helios'un fırlattığı oklarla
Ve yarışan var mı ta başta; şimdi, şu an, gökteki tanrılarla.


IV
İzin ver de, uyandırayım, altın ötüşlü şafak kuşunu
Bir zamanlar şarkılar söylerdi, uzak ve solgun gecede
Mavilerde gezerdi sesler, gülümserdi yapayalnız yıldızlar
Gösterişliydiler, kibirliydiler ve o denli alçakgönüllüydüler.


V
Sessiz ol, kaleminden bir ay düşüyor bak dizelerine
Nasılsa bir gün onlarda inecek, imge bahçelerine
Har vurup harman savurduğun; şu baharın ortasında
Tıpkı bahçenden bakar gibi mi bakacaksın gelmelerine.


VI
Ayın altında gecenin dinginliğini yaşayabilmek
Su birikintilerine yansıyan, boynu bükük günlerin
Aynalardan dökülen ve hep geri dönen kimler orada
Dağılıp gidiyor sonsuzlukta; yitip gidiyor benzerlerin.


VII
Katlanmalıyız Farslı'nın boş lakırtılarına, kararsızlığına
Alacakaranlıkta altın ay; hep doğacak ve batacak
Tüm yüzyıllardır şu gün. Bütün bir dünyasın sen.
Toz olan yüzlerimiz kimdi öyleyse. Bizler geçip giderken


J.L BORGES-Rubailer / Çev.Ulus Fatih ([Only Registered Users Can See Links])

kiira
06-06-2008, 08:55 AM
emeğine sağlık teşekkürler...

azerigüzeli
06-06-2008, 08:58 AM
emeğine sağlık

Nasrallah
06-06-2008, 09:29 AM
VII
Katlanmalıyız Farslı'nın boş lakırtılarına, kararsızlığına

Bizim ölçümüz yukarıdaki anlamsız ifadeler olamaz. Bu islama islam kardeşlik hukukuna ve aşağıda gösterdiğimiz ayetlere aykırıdır kardeşler.
Bizlerin yeterince düşmanları varken neden müslüman bir kavmi düşman olarak belleriz, neye göre, ne maksatla?

Evet biz Türküz, Türklerimizi severiz, ama aynı zamanda müslüman Arabı da Farsıda Kürdüde Hintliyi Malaylıyı da severiz. Bizim Türke olan sevgi ve düşkünlüğümüz diğer islam kavimlerine asla sevgisizlik olarak yansımaz çünkü bu Allahın emrine aykırıdır.

Eğer varsa, araptan, farstan, kürtten, hintliden türkü sevmeyen, bu yanlış onların sorunudur. Bu yanlışı yapanlar Allahın huzurunda hesap vereceklerdir. Ki bu islam milletlerinin kahır çoğunluğu Türk Milletini sevmektedir. Bir şeyde esas ta çoğunluk olduğundan bir kaç densizin yanlışları sebebiyle bir milleti karalama hakça bir davranış olmaz.
HUCURAT SURESİ
9. Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah'ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, âdaletli davrananları sever.

10. Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

11. Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.

12. Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

13. Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır.