Ezgi
09-05-2007, 05:30 PM
Fransa'nın neresinden tutsam dökülüyor. İnsan hayretler içinde kalıyor. Fransa, "Türkiye'de azınlık hakları çiğneniyor" diye feryat ederken, kendi içindeki azınlıkların haklarını tamamen yok ediyor. Bunu Avrupa Birliği'nin tartışmasını bile kabul etmeyeceğini açıkladı. Ama Türkiye'deki azınlıkların hamisi kesildi her zaman. Türkiye'de azınlık hakları güvence altında olmasına rağmen Fransa bas bas bağırarak Türkiye'yi her platformda güç durumda bırakmak için elinden geleni ardına koymadı. Fransa'da uydurma olduğu artık bütün ilim alemince belli olan "Ermeniler soykırıma uğradı" iddiasını gerçekmiş gibi kabul ediyor. Hatta, Lyon kentinde bir anıt yaparak soykırım iddialarından geçinen Ermenileri sevindiriyor. Dünyadaki bütün ilim adamlarına Türkiye'nin bu konuda arşivleri açık olmasına rağmen maalesef bu yalanları ortaya atanların hiçbirisi bu arşivleri incelemeye dahi gerek görmediler.
Yalanlarla politika yapmayı adet haline getiren Fransa kendi halkından bile tepki görmesine rağmen bu tavırlarını sürdürüyor. Bundan önceki yazımda, Fransız sokağı olarak ismi değiştirilen Cezayir sokağının adının geri verilmesini ve bu sokağın en güzel yerine de Cezayir şehitleri için bir anıt dikilmesini teklif etmiştim. Bu teklif bazı gazeteci arkadaşlarım tarafından da olumlu karşılanarak köşelerine taşındı. Fransa'nın Cezayir'de 1,5 milyon Cezayirliye soykırım uyguladığını bütün uluslar arası belgelerde görebilirsiniz. Fransa bütün bu cinayetlerine yandaş bulabilmek için Ermenilere soykırım uygulandı iddialarını orya atmaktadır. Açık ve net bir şekilde söylüyorum, Fransa ile mücadele yalakalıkla yapılamaz. Fransa'ya anladığı dilden konuşmak gerekir. Cezayir Devlet Başkanı Abdülaziz Buteflika Fransa'nın Cezayir'de soykırım yaptığını açıklaması, Fransa Dışişleri Bakanı tarafından Philippee Douste-Blaazy sert bir dil kullanılarak yalanlandı. Fransız bakan "Soykırım kelimesi ciddiyetsiz kullanılmamalı" dedi. Fransa, Türkiye söz konusu olunca her türlü ciddiyetsizliği pirim verirken, kendileri söz konusu olunca hemen tepki verebiliyor. Ben iddia ediyorum ki, Türk basınında bu konuda ciddi 10-15 makale çıksa, üç dört ciddi toplantı düzenlense Fransa bu konuda geri adım atacaktır. Çünkü, bizim tarihimizde utanacak hiçbir şey yok. Ama Fransa'nın ve diğer Avrupa ülkelerinin tarihleri cinayetlerle ve soykırımlarla doludur.
Ayrıca Fransız bakan, "Hafıza çalışması yapılmalı, ama bunu siyasiler ve parlamenterler değil araştırmacı ve tarihçilerin yapmasını arzu ederiz" diyor. Ermeni konusunda siyasi kararlar alan Fransa, konu kendi soykırımlarına gelince bu işi tarihçilere bırakalım diyorlar. Peki, Ermeni soykırımını tarihçilere niye bırakmıyorsunuz diye sormanın tam zamanıdır.
Türkçemiz'de bir konuya ilgisiz kalınca argo olarak "Fransız kaldı" denir. Biz de buradan Fransızların kendi soykırımlarına Fransız kaldıklarını ifade etmeden geçemeyeceğim. Ama, Türkiye her fırsatta Cezayir'deki kardeşlerimize yapılan soykırımı dile getirmelidir. Ben, tekrarda lüzum hissediyorum. En kısa sürede, "Cezayir soykırım anıtı" yapılmalıdır. Bu anıt Türkiye'nin Cezayir'in bağımsızlığı konusunda uyguladığı yanlış tavrında bir manada telafisi olacaktır.
Yalanlarla politika yapmayı adet haline getiren Fransa kendi halkından bile tepki görmesine rağmen bu tavırlarını sürdürüyor. Bundan önceki yazımda, Fransız sokağı olarak ismi değiştirilen Cezayir sokağının adının geri verilmesini ve bu sokağın en güzel yerine de Cezayir şehitleri için bir anıt dikilmesini teklif etmiştim. Bu teklif bazı gazeteci arkadaşlarım tarafından da olumlu karşılanarak köşelerine taşındı. Fransa'nın Cezayir'de 1,5 milyon Cezayirliye soykırım uyguladığını bütün uluslar arası belgelerde görebilirsiniz. Fransa bütün bu cinayetlerine yandaş bulabilmek için Ermenilere soykırım uygulandı iddialarını orya atmaktadır. Açık ve net bir şekilde söylüyorum, Fransa ile mücadele yalakalıkla yapılamaz. Fransa'ya anladığı dilden konuşmak gerekir. Cezayir Devlet Başkanı Abdülaziz Buteflika Fransa'nın Cezayir'de soykırım yaptığını açıklaması, Fransa Dışişleri Bakanı tarafından Philippee Douste-Blaazy sert bir dil kullanılarak yalanlandı. Fransız bakan "Soykırım kelimesi ciddiyetsiz kullanılmamalı" dedi. Fransa, Türkiye söz konusu olunca her türlü ciddiyetsizliği pirim verirken, kendileri söz konusu olunca hemen tepki verebiliyor. Ben iddia ediyorum ki, Türk basınında bu konuda ciddi 10-15 makale çıksa, üç dört ciddi toplantı düzenlense Fransa bu konuda geri adım atacaktır. Çünkü, bizim tarihimizde utanacak hiçbir şey yok. Ama Fransa'nın ve diğer Avrupa ülkelerinin tarihleri cinayetlerle ve soykırımlarla doludur.
Ayrıca Fransız bakan, "Hafıza çalışması yapılmalı, ama bunu siyasiler ve parlamenterler değil araştırmacı ve tarihçilerin yapmasını arzu ederiz" diyor. Ermeni konusunda siyasi kararlar alan Fransa, konu kendi soykırımlarına gelince bu işi tarihçilere bırakalım diyorlar. Peki, Ermeni soykırımını tarihçilere niye bırakmıyorsunuz diye sormanın tam zamanıdır.
Türkçemiz'de bir konuya ilgisiz kalınca argo olarak "Fransız kaldı" denir. Biz de buradan Fransızların kendi soykırımlarına Fransız kaldıklarını ifade etmeden geçemeyeceğim. Ama, Türkiye her fırsatta Cezayir'deki kardeşlerimize yapılan soykırımı dile getirmelidir. Ben, tekrarda lüzum hissediyorum. En kısa sürede, "Cezayir soykırım anıtı" yapılmalıdır. Bu anıt Türkiye'nin Cezayir'in bağımsızlığı konusunda uyguladığı yanlış tavrında bir manada telafisi olacaktır.