PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Mete Çubukçu Ermenistan Türkiye Maçı Sonrası Zırvalıkları


piLenKen
09-09-2008, 05:24 PM
Erivan’da en çok merak edilen soruların başında bu buluşmanın sportif bir karşılaşma aracılığı ile başlayarak, iki ülke arasında yeni bir sayfa açıp açmayacağı, dünya diplomasi tarihine tıpkı ABD-Çin arasında 1970’lerdeki ping pong politikası ile geçen sürecin bir benzerinin yaşanıp yaşanmayacağıydı. Ancak ortada olan, tüm bunların, yani bu sürecin uluslararası ilişkiler kitaplarına yeni bir bölüm olarak eklenmesinin, maç sonrasında atılacak adımlara bağlı olması...

İki ülke arasında çözümü çok zor meseleler olduğu konusunda herkes hemfikir. Erivan sokaklarından, üniversite koridorlarına ya da siyasi partilerin lobilerine kadar, görüştüğümüz birçok kişi benzer görüşlere sahip.

En güzel benzetme ise bir Erivanlı öğrenciye ait: Maçın bitiş düdüğü ile sahaya siyasilerin inmesi, topa diplomatların girmesi gerekiyor. Aksi takdirde bundan önce olduğu gibi, birçok inisiyatif gibi kadük kalacak ve yeni hayalkırıklıkları yaratacak.

ERİVAN SOKAKLARINDA HAVA OLUMLU
Erivan sokaklarında hava genel anlamda olumluydu. Sadece Cumhurbaşkanı Gül’ün gelecek olması bile insanlarda farklı bir hava, farklı bir umut yaratmış. Peki “Gül’ün gelmesi niçin önemli?” diye sorduğunuzda bazılarından hiçbir yanıt alamıyorsunuz. “Sadece gelmesi bile önemli” diyor sokaktaki insanlar.

Kafkasya Enstitüsü Başkanı Aleksandr İskendaryan; “Ermenistan bu konuda çok ciddi ve samimi” diyor. İskendaryan Başkan Sarkisyan’ın, şahin bir politikacı gibi görünse de pragmatist bir kişilik olduğunu söylüyor ve devam ediyor: “Ermenistan ekonomik olarak sıkışmış durumda. Özellikle Gürcistan krizinden sonra hem Ermenistan hem de Türkiye yeni arayışlara girdi. Bu kriz iki ülkeyi yeni arayışlara yöneltti.”

Peki ya iki ülke arasında uzlaşmaz gibi görünen derin sorunlar ne olacak? Her iki ülkede de muhalefetin yoğun baskısı, bundan sonraki süreci riskli bir hale getirebilir mi?

Her iki ülke devlet başkanının kendi adına siyasi ve diplomatik risk aldığı kabul ediliyor. Ama Sarkisyan’ın bu hamleyle muhalefetin elindeki kozu aldığı da düşünülüyor. Sertlik yanlısı bir politikacı olarak bilinen Sarkisyan, yıllar önce benzer fikirleri savunduğu için iktidardan devrilen Levon Ter Petrosyan’ın politikasını izleyerek muhalefeti susturuyor.

TAŞNAK: BU HEYECANLI BEKLEYİŞİ ANLAYAMADIK
16 partiden oluşan muhalefet bloğu, maçtan önce yapmayı planladıkları hükümet karşıtı gösterileri erteleme kararı alıyor. Gerekçe ise bu gösterilerin Türkiye karşı süreci eleştiren gösteriler gibi algılanmasından kaçınmak.

Ermenistan’daki ılımlı havadan rahatsız olan radikal milliyetçi Taşnak Partisi “Sanki kaybettiğimiz bir kardeşimizi karşılıyoruz. Bu heyecanlı bekleyişi anlayamıyoruz” demek ihtiyacı hissediyor.

Ermenistan Akademisi Doğu Çalışmaları Bölüm Başkanı Ruben Saftaryan, sürece iyimser bakıp abartmak istemeyenlerden: “Beklemek, görmek gerekiyor. Şimdiden bir şey söylemek çok güç. Ancak atılan küçük ama önemli bir adım. Çıtayı çok yüksek tutmamak gerekiyor.” Saftaryan’a iki ülke arasındaki çözülmesi zor görünen ve derin sorunları soruyoruz. Yanıtı: “Kolayından başlamak, adım adım ilerlemek gerekiyor.” Soykırım iddialarından, Karabağ sorunundan ve harita meselesinden söz ediyor. “İşin kolayı” diyor; “sınırların açılması ya da diplomatik ilişkidir.”

Peki iki halk arasında kopan bağları bir maç bağlayabilir mi? Birbirine komşu, birbirlerine bu kadar yakın ama bir o kadar da uzak iki ülke ilişkileri normalleşebilir mi? Ya da iki halk kafalarındaki önyargıları yıkabilir mi?

İKİ HALK BİRBİRİNİ TANISA TABULAR YIKILIR
Haçik Derderyan eski bir dışişleri bakanlığı çalışanı. Şimdilerde Erivan’da bir pizzacı dükkanı işletiyor. Türkiye kökenli ve uzun yıllar Fransa, Kanada, Amerika gibi ülkelerde yaşadıktan sonra Ermenistan’a dönmüş. Derderyan, iki halk arasındaki farklı imajların tarihi tezler ve kaynaşmama nedeniyle korunduğunu, iki halkın birbirini tanıması halinde birçok tabunun yıkılacağını savunuyor. Derderyan, Türk gazetecilerin istilasına uğrayan Erivan’da bir arkadaşının anlattıklarını aktarıyor: “Bunlar Türkler’e benzemiyor” diyen arkadaşına, “Artık Türkler değişti, bu Türkler senin bildiğin Türkler’den değil” yanıtını veriyor; biraz da arkadaşıyla dalga geçerek...

Erivan’daki Hrazdan Stadyumu’nun 55 bin kişilik kapasitesinin dolmayacağı, günler öncesinden belli olmuştu. Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) seyircilerin gitmesini çok fazla teşvik etmediği, dolaşan dedikodular arasındaydı. Türkiye’den sadece bir milletvekili; ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras tribündeki yerini almıştı. Ancak tribünleri dolduran ateşli 20 bin taraftarın daha sert, daha siyasi mesaj vereceği endişesi, maçın başlaması ile birlikte ortadan kalktı.

3T PANKARTLARI AÇILDI
“Recognize” tişörtlü 2-3 bin kişi birlikte otururken, maraton tribününde açılan “3T” pankartları birkaç dakika havada kaldı. 3T, Milliyetçi Taşnak Sütyun Partisi’nin “Tanıma, tazminat, toprak” üçlüsünden oluşan tarihi talebiydi. Ama daha sonra bu pankartlar da maçın heyecanında kaybolup gitti.

Erivan’da maç öncesinde sayıları 500 ile 1000 arasında değişen ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün geçiş güzergahı üzerine yerleşen protestoculara az ya da çok demek nereden bakıldığına bağlı. Ancak maç boyunca Erivan’da, özellikle siyasi atmosferi koklamaya çalışan gazeteciler için bu sayı sürpriz değil ve hatta ‘normal’di. “Ben Van’dan geldim”, “1915’i unutma” pankartları ve benzeri sloganlarla Gül’ü protesto etmeye çalışanlar yeni başlayan bu sürecin çeşitli zamanlarda nasıl tıkanma noktasına geleceğinin de ipuçlarını veriyordu.

TÜRKİYE DİYE BAĞIRAN GENÇ KIZLAR DA VARDI
Ancak buna karşın maç çıkışında sırtında Taşnak bayrağı taşıyan kadınlar kadar “Türkiye! Türkiye!” diye bağıran genç kızlar da vardı. Türkiye’deki maçtan sonra da “Hayastan!” yani “Ermenistan!” diye bağıran olur mu acaba?

Abdullah Gül’ün tarihi ziyareti birçok kaygı ve gerginlik beklentisine rağmen beklenenin üzerinde olumlu ve ılıman bir havada geçti. Sokaklara dönüp baktığımızda ‘büyük ve derin sorunların çözümünü’ beklemeden, iki ülkenin yakınlaşması ve ‘sınır kapısının açılması’ fikri, bir maç dolayısıyla olsa bile bir çok kişiyi umutlandırdı.

Her iki cumhurbaşkanının da kurşun geçirmez camların arkasından seyircileri selamlarken, yüzlerindeki ifade, bir saat önceki buluşmanın da yumuşak ve olumlu geçtiğinin bir ifadesi gibiydi. Gül, “Tarihi bir adım attık” derken Sarkisyan, “Sorunların çözümü için gelecek nesilleri beklemeyeceğiz” demişti.

İstiklal Marşı’nın ıslıklanması futbol seyircilerini bilenler için çok da yabancı bir durum değildi. Aralarında ‘gerçekten’ sorun bulunan iki ülke arasındaki maçta İstiklal Marşı’nın ıslıklanması ‘hoş’ olmamakla birlikte maçın bir ilk olması açısından ‘doğal’ karşılanmalıydı.

Maç sonrasında herkes rahatlamıştı. Olaysız bir maç, olumlu bir siyasi buluşma gerçekleşmişti. Ancak ellerindeki pankartlarda, “Ben Van’dan, Ardahan’dan geldim” diyenleri de anlamak gerektiğini söylüyordu bir Erivanlı: “Zaten Ermeni sorunu da bu değil mi?” İnsanlığın yıllardır süren travmaları var. Bu travmayı atlatmak uzun yıllar alır. Zaten birçok kişi bu buluşmanın bir başlangıç olduğunu düşünüyor. Yoksa Türkiye’nin Ermenistan’ın taleplerini hemen kabul etmesini değil.”

Sırtında bayrağı ile yürüyen bir diğer Erivanlı ise “Gördüğünüz üzere birçok kişinin korktuğu gibi burada bir düşmanlık yok. Bu olay komşuları birbirine daha yakınlaştıracaktır. Ancak insanların tarihi hemen unutmasını da beklemeyin” dedi.

Maç sonrasında yayımlanan bazı gazeteler hem cumhurbaşkanlarının buluşmasını hem de maçı olumlu bir başlangıç olarak nitelendirdi. Ancak kimileri de “Bu yakınlaşma soykırım iddialarından vazgeçilecek anlamına gelmiyor” yorumunu yaptı.

6 Eylül’de atılan adımı, önemli ama zorlu bir yolun başlangıcı olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Ancak iki komşu halk arasında bir umudu yeşerttiği de ortada.


Kaynak: [Only Registered Users Can See Links]

piLenKen
09-09-2008, 05:32 PM
TÜRKİYE DİYE BAĞIRAN GENÇ KIZLAR DA VARDI
Ancak buna karşın maç çıkışında sırtında Taşnak bayrağı taşıyan kadınlar kadar “Türkiye! Türkiye!” diye bağıran genç kızlar da vardı. Türkiye’deki maçtan sonra da “Hayastan!” yani “Ermenistan!” diye bağıran olur mu acaba?


Bence olur çünkü buna zemin çok önceden hazırlandı.Hrant'ın ölümünden sonra binlerin "Hepimiz Ermeniyiz" diye yürüdklerini unutmadık.Eminim Türkiyedeki maç çok daha vahim olacak.Orada 3-5 kadın Türkiye diye bağırdıysa Türkiyede binlerce kadın Hayastan diye "anıracaktır."

İki halkı kardes halklar gibi göstermek için inanılmaz çaba sarfeden bazı çevrelerin amacı ortadadır.Türkler ve Ermeniler asla ve asla kardeş değildir ve olmayacaktırda..

Azeri-turk
09-09-2008, 07:42 PM
evet serefsizlerle kardes olunmaz

AHISKALI
09-10-2008, 03:29 AM
Türkü Türke unutturan gayret Ermenileri bize kardeş diye yutturur.Krtler gibi daha sonra bizleri Ermeniler tarafında katliama tabi tutturur .ondan sonra bizde çıkar kardeşi kardeşe vurduruyorlar masalıyla uyutulur ve öldürülmeye devam ederiz.Kurtuluş savaşında olduğu gibi.Şimdilerde P.K.K ***inin yaptığı gibi.Yani bizim bir şekilde kandırılarak elimiz kolumuz bağlı tutulur.

Gizli Özne
09-13-2008, 09:42 AM
Ya benim anlamadığım asıl mesele her milli maç sonrasında sokaklara dökülen her tarafı kırmızı-beyaza boyayan milletin neden sesi çıkmadı?yaşadığım yer ne kadar krt dolu olsa da burda bile galip geldiğimiz milli maçlar sonrasında konvoy falan olurdu kısa süreli de olsa..- tabi bu konvoyu burda işi-gücü vs. nedeniyle burda yaşayan Türkler oluşturuyo-
bu sefer tvde de bi'şey görmedim,her taraf çok sessizdi,neden böyle oldu anlamadım..

tebriz_gunesi
09-28-2008, 10:23 PM
orda İstiklal marşımızın ıslıklanması rezaletiyle beraber benim sinirimi tribünlerde Ermeni taraftarların açtığı sözde "Karabağ Cumhuriyeti" bayrağı da bozmuştu..