PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Vatikan-Washington Paralelliği


canazer
09-03-2008, 05:17 PM
Papa bir açıklama yaptı, ortalık karıştı, yaygın bir tartışma başladı, müslüman halklardan tepkiler yükseldi. Böyle olması da doğaldı elbette; konuşan bütün "hıristiyanlık alemi" adına konuşuyordu ve tüm "islam alemi"ni karşısına alan sözler söylemişti.

Papa 16. Benedict, Almanya'da Regensburg Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada şöyle diyordu:

"Hıristiyanlık'ta Tanrı ve akıl arasında ayrılmaz bir bağ var. İslam'da Tanrı o kadar soyut ki akıl ile Tanrı arasında bu bağ yok. İslami cihad akla ve Tanrı'ya karşıdır."

16. Benedict, bununla da yetinmeyip -bir Bizans İmparatoru'ndan alıntı yaparak- devam ediyor:
"Muhammed'in getirdiği hiçbir yenilik yok. Sadece kötü ve insanlık dışı şeyler getirdi."

Papa'nın açıklamaları, bir süre önce Danimarka'da islamı rencide edecek karikatürler yayınlanması olayına benzer bir ortam yarattı.

Papa'nın sözlerinin teolojik, felsefi, tarihi boyutuna girmeyeceğiz burada. İslamın ve hıristiyanlığın "şiddet"e başvurma açısından birbirine söyleyebilecek fazla bir şeyi yoktur. Her iki dinde de "din adına" savaş ve işgallere başvurulmuştur. Keza, "Akıl ile Tanrı arasındaki bağ" üzerine söylenenler zorlama yorumlardır. "Akıl ile Tanrı arasındaki bağ" hıristiyanlıkta neyse islamiyette de odur. Fakat Papa'nın sözlerinin yarattığı ortam, gerçekte teolojik değil, siyasi bir tartışma ortamıdır. Tartışılan islamiyetin veya hıristiyanlığın tarihi değil, bugünkü yorumlarıdır.

Papa, hiç kuşkusuz islamla ilgili bu değerlendirmeleri gündeme getirirken, bunun yolaçacağı tepkileri de biliyordu. Bu anlamda bilinçli, planlı bir kışkırtma sözkonusudur.

Bush'un kısa süre önceki "islamofaşizm" deyişi hatırlandığında, Papa'nın "islamiyet" hakkındaki bu sözlerinin de onun devamı olduğunu görmek zor değildir.
Papa 16. Benedict, Bush paralelinde, daha tam bir deyişle, ABD emperyalizminin mevcut konjoktürel politikalarına uygun bir konuşma yapmıştır.

Vatikan'la ABD arasındaki bu paralellik yeni değildir. 1970'lerden beri, ABD her Papa seçiminde müdahildir ve o dönemin politikalarına uygun Papa'nın seçimi için devreye girmektedir. 1978'de Polonyalı bir kardinal Papa seçtirilmiş ve Papa, sosyalist sisteme karşı sürdürülen propagandanın koç başı haline getirilmiştir. Bugün ezilen halklara karşı savaşıyor Amerikan emperyalizmi. İslamiyet zemininde, ezilen, sömürülen ve ABD'ye boyun eğmemiş Asya, Ortadoğu halklarına saldırılıyor. Bu açıdan bakıldığında, Papa'nın açıklaması, ABD emperyalizmin "imparatorluk" politikalarına "dini kulvardan" verilen bir destektir.

Papa'nın sözlerinin en doğru tercümesini Almanya Başbakanı Angela Merkel yaptı. Merkel şöyle dedi: "Benedict'in vurguladığı, din adına başvurulan her tür şiddetten kesin ve mutlak surette vazgeçilmesidir."

Vatikan bugüne kadar ne Engizisyon'un, ne Haçlı Seferleri'nin, ne faşizm destekçiliğinin özeleştirisini yapmamış, "hıristiyanlık adına" gerçekleştirilen işkenceleri, katliamları, şiddeti mahkum etmemiştir. Papa hazretleri, İsrail Lübnan'a saldırırken şiddete karşı bir konuşma yapmadı. Papa, Gazze'de, Irak'ta, Afganistan'da ABD ve müttefiklerinin şiddete başvurarak sürdürdükleri işgallere de karşı çıkmıyor. Gazze'de, Irak'ta, Afganistan'da göklerden misket bombaları yağdıran "şiddet"in hıristiyanlık tarihindeki köklerini sorgulamıyor...

Onun derdi, islamcı, dini temelde örgütlenen hareketlerin, emperyalizme karşı şiddete başvurmasıdır. Papa, tamamen "güncel siyaset" yapıyor yani.

Avrupa basını, Papa'nın açıklamasını "Papa, Muhammed'in kılıcını aforoz etti" başlıklarıyla vermiş. Papa'nın aforoz ettiği islamcıların feda eylemleridir. Afganistan'da, Irak'ta, Lübnan'da emperyalizme yöneltilmiş kılıçlardır.

Tekrar etmek gerekirse; tartışma tarihi değil güncel, dini değil siyasaldır. Dolayısıyla: İslamcı örgütler, islamiyet adına Papa'ya cevap verenler, "hangi din daha fazla şiddetten yana" tartışmasına girerek, tam da Bush'un ve 16. Benedict'in ve "uygarlıklar çatışması" teorisyenlerinin istediği zemine düşmekte, sorunun özünün gözden kaçırılmasına alet olmaktadırlar.

Tartışılan hangi dinin "tarih içinde" daha çok şiddete başvurduğu olmadığına, Papa, bugünkü şiddeti suçladığına göre, Papa'ya verilmesi gereken karşılık "bizim dinimiz değil, hıristiyanlık daha fazla şiddetten yana" şeklinde olamaz. Papa'ya verilmesi gereken karşılık, Papa'nın meşrulaştırdığı emperyalist şiddeti mahkum edip ezilenlerin şiddetini savunmaktır.
Son söz olarak da; sömürücü egemen sınıflar, yüzyıllardır din adına, halklara karşı şiddet uygulatıyorlar. Hıristiyan dini adına Haçlı Seferleri'ni gerçekleştiren egemenler, islamiyet adına da "komünizme karşı" yeşil kuşak savaşını gerçekleştirdiler. Tanrı ile akıl arasında kurulacak en doğru bağ, egemenlerin dini, hangi biçimde olursa olsun, istismar etmesine izin vermemektir.