odessa
09-03-2008, 06:56 AM
Maslow,güdüleri mertebeli bir yapı içinde görür ve insanların alt basamaktaki gereksinmeleri giderilir giderilmez üst basamaktakileri doyurmaya yöneleceğini kabul eder.Bu basamaklar şunlardır:
1. Fizyolojik ihtiyaçlar:Yeme,içme,barınma vs.
2. Güvenlik ihtiyaçları: Kendini güven ve emniyet içinde ve tehlikeden uzak hissetmek
3. Ait olma ve sevgi ihtiyaçları: Başkaları ile ilişki kurmak,kabul edilmek ve bir yere ait olmak
4. Değer ihtiyaçları: Prestij,başarı,yeterli olmak ve başkalarınca benimsenip tanınmak
5. Kendini gerçekleştirme ihtiyaçları : Kişinin amacını gerçekleştirmesi ve potansiyelini ortaya çıkarması,kişisel tatmin,kişisel başarı,bilimsel buluşla
Bütün bu basamakları kendi ülkemize uyarladığımızda halkın genel yaşam standardının en alt basamakta yer aldığını görüyorum. Yeme içme barınma ihtiyaçlarımızı çoğunluk olarak henüz giderememiş diğer basamaklara çıkamamışız. Buna rağmen pek çok da çarpıklıklar yaşamaktayız.
Çoğunluğun işsiz ve asgari ücretle yaşamak zorunda olduğu bir ülkede yaşarken, ülkeyi yönetmeye talip olanlar; laiklik, demokrasi, düşünce özgürlüğü, ****lük-türklük alt kimliği, üst kimliği, müstehcen heykeller, şeriat gelmekte mi, en çok kim atatürkçü, türban, mezhep kavgaları, takım tutmak ve kavgaları, parti tutmak ve kavgaları, kültürel özgürlükler..... devam etmekte. Gündeme damgasını vuran kavgalarımız telaşelerimiz bunlardan ibaret. Peki gerçekten sessiz çoğunluğu bu konular ilgilendiriyor mu? Yani yiyecek ekmeğe muhtaçları acaba laiklik, atatürkçülük kavgaları ne kadar ilgilendiriyor. Ha onlar bilmez biz biliriz bu konular kilit noktalardır diyorsanız önce gözünün önündeki çapağı temizle derler insana. Bilime yakışanı budur. Bu ülkeyi yönetmeye talip olanlar yukarda saydığımız konularla yatıp, uyanıyorlarsa beceriksizliklerini, yeteneksizliklerini, gizlemek için ve halklarına dolayısı ile kendilerine yabancılaştıkları için bu konular etrafında döneleyip dururlar. Bu konularlauğraşmak bu ülke aydınına, sanatçısına, yönetenine on gömlek büyük gelir. Ayrıca sosyal bilimlere aykırı bir tutumdur. Peki bu büyük adamlar kendilerine yabancılaşmıştır da yönetilenler çok bir hayra alamet midir?
Maalesef öyle değil. Adam asgari ücretle hem kira ödemeye çalışmakta hem de çocuğunu lisede okutmaya çalışmakta iken; marlboro sigarasını tellendirmekte, çocuk 600 tl lik cep telefonu kullanmakta, adam sıfır araba taksidi ödemeye çalışmakta, kadın 200 parça çatal bıçak takımı peşinde koşmaktadır. Pişirilecek yemek erzakı yoktur, arabaya konulacak benzin parası yoktur, telefona alınacak kontur parası yoktur ama kimselerden geri kalınmamıştır. Bu gelişim tablosunun birinci basamağında sefilleri oynarken bir anda dördüncü basamağa görsel olarak sıçrama yaşanmakta.
Tabi bu görsel bir sıçrama olduğundan kredi kartı borcunu ödeyemediği için intihar eden memurların haberlerini okumaktayız.
Toplumsal olarak; aydını, yöneteni, sanatçısı, asgari ücretlisi , işsizi , kürdü, türkü, ile hep beraber ayranı yok içmeye tahterevalli ile gider bir yere bir şey yapmaya durumunu yaşamaktayız.
Sizler ne diyorsunuz?
1. Fizyolojik ihtiyaçlar:Yeme,içme,barınma vs.
2. Güvenlik ihtiyaçları: Kendini güven ve emniyet içinde ve tehlikeden uzak hissetmek
3. Ait olma ve sevgi ihtiyaçları: Başkaları ile ilişki kurmak,kabul edilmek ve bir yere ait olmak
4. Değer ihtiyaçları: Prestij,başarı,yeterli olmak ve başkalarınca benimsenip tanınmak
5. Kendini gerçekleştirme ihtiyaçları : Kişinin amacını gerçekleştirmesi ve potansiyelini ortaya çıkarması,kişisel tatmin,kişisel başarı,bilimsel buluşla
Bütün bu basamakları kendi ülkemize uyarladığımızda halkın genel yaşam standardının en alt basamakta yer aldığını görüyorum. Yeme içme barınma ihtiyaçlarımızı çoğunluk olarak henüz giderememiş diğer basamaklara çıkamamışız. Buna rağmen pek çok da çarpıklıklar yaşamaktayız.
Çoğunluğun işsiz ve asgari ücretle yaşamak zorunda olduğu bir ülkede yaşarken, ülkeyi yönetmeye talip olanlar; laiklik, demokrasi, düşünce özgürlüğü, ****lük-türklük alt kimliği, üst kimliği, müstehcen heykeller, şeriat gelmekte mi, en çok kim atatürkçü, türban, mezhep kavgaları, takım tutmak ve kavgaları, parti tutmak ve kavgaları, kültürel özgürlükler..... devam etmekte. Gündeme damgasını vuran kavgalarımız telaşelerimiz bunlardan ibaret. Peki gerçekten sessiz çoğunluğu bu konular ilgilendiriyor mu? Yani yiyecek ekmeğe muhtaçları acaba laiklik, atatürkçülük kavgaları ne kadar ilgilendiriyor. Ha onlar bilmez biz biliriz bu konular kilit noktalardır diyorsanız önce gözünün önündeki çapağı temizle derler insana. Bilime yakışanı budur. Bu ülkeyi yönetmeye talip olanlar yukarda saydığımız konularla yatıp, uyanıyorlarsa beceriksizliklerini, yeteneksizliklerini, gizlemek için ve halklarına dolayısı ile kendilerine yabancılaştıkları için bu konular etrafında döneleyip dururlar. Bu konularlauğraşmak bu ülke aydınına, sanatçısına, yönetenine on gömlek büyük gelir. Ayrıca sosyal bilimlere aykırı bir tutumdur. Peki bu büyük adamlar kendilerine yabancılaşmıştır da yönetilenler çok bir hayra alamet midir?
Maalesef öyle değil. Adam asgari ücretle hem kira ödemeye çalışmakta hem de çocuğunu lisede okutmaya çalışmakta iken; marlboro sigarasını tellendirmekte, çocuk 600 tl lik cep telefonu kullanmakta, adam sıfır araba taksidi ödemeye çalışmakta, kadın 200 parça çatal bıçak takımı peşinde koşmaktadır. Pişirilecek yemek erzakı yoktur, arabaya konulacak benzin parası yoktur, telefona alınacak kontur parası yoktur ama kimselerden geri kalınmamıştır. Bu gelişim tablosunun birinci basamağında sefilleri oynarken bir anda dördüncü basamağa görsel olarak sıçrama yaşanmakta.
Tabi bu görsel bir sıçrama olduğundan kredi kartı borcunu ödeyemediği için intihar eden memurların haberlerini okumaktayız.
Toplumsal olarak; aydını, yöneteni, sanatçısı, asgari ücretlisi , işsizi , kürdü, türkü, ile hep beraber ayranı yok içmeye tahterevalli ile gider bir yere bir şey yapmaya durumunu yaşamaktayız.
Sizler ne diyorsunuz?