canazer
08-24-2008, 03:31 PM
ÖSS elemeye devam ediyor. Her sene on binlerce öğrencinin işsizler ordusuna katıldığı ve yarış atı gibi yarıştırıldığı sınav, öğrenci gençliğin ve ailelerinin korkulu rüyası olmaya devam ediyor; çünkü bu sınavın her aşaması adaletsizlik, eşitsizlik ve elemedir. Hatırlayalım bu sene toplam 1 milyon 504 bin öğrenci ÖSS 'ye girmiştir. Bunun sonucu sadece 0 puan alan öğrencilerin sayısı 28 bindir. Sadece 0 puan alanlar, yani hiçbir şey yapamayanlar, bu durum bile başlı başına eğitim sisteminin niteliğini ortaya koymaktadır. Bu 0 puan alanlara, barajı geçemeyenleri ve barajı geçse dahi hiçbir yere yerleştirilemeyenleri de ekleyince, korkunç rakamlar ortaya çıkıyor. Bu rakamların büyüklüğü ülkemizdeki egemenleri rahatsız etmez. Onların isteği de zaten bu tablodur ve ancak böyle işlerle övünebilir bir avuç egemen. Onlar emekçi yoksul çocuklarının başarılı olmasını istemezler bu tehlikelidir. Kendi eğitimleriyle de gençliğin olumlu bütün yönlerini törpülemeye çalışıyorlar. Yaşadığımız bütün, sınavlar, elemeler… bundandır.
Her sene olduğu gibi ÖSS'de başarısız olan yani tercihler sonucunda yerleşemeyen 'başarısız' iller; Şırnak, Hakkari, Van, Ardahan, Muş, Mardin olmuştur. Bu illerin değişmemesi eğitimdeki eşitsizliği, adaletsizliği çok açık bir şekilde gözler önüne seriyor. Kimse orada eğitim gören gençlerin zekâsının geri olduğundan bahsedebilir mi? Burada sorgulanması gereken 'Neden bu iller her sene sonuncu oluyor?' sorusu olmalıdır. Burjuva medya yalan yanlış onlarca istatistiği sıralayarak bu gerçeğin üzerini kapatmaya çalışıyor. Ama ne kadar yüzdelik dilimlere bölerek, yüzde bilmem kaç başarı gösterdi diye yazsalar da hiçbiri bu gerçeği gizleyemez. Çünkü söz konusu olan üç yüz beş yüz genç değildir, yüz binlerce insandır. Ki zaten tartışılması gereken asıl mesele de başarısız iller sorunu değil bir bütün olarak eğitim sisteminin kendisi olmalıdır. Çünkü bugünkü eğitimin neresinden tutarsak oradan dökülecek durumdadır. Örneğin saydığımız Doğu illerine bakalım. Ortalıkta binlerce öğretmen adayı ve bu illerin birçoğunda da öğretmen açığı var. Bu açığın dışında ise birçok öğretmen de kendi branşının dışında derslere girmek zorunda kalıyor. Bu duruma rağmen bütün öğrenciler aynı sınava tabi tutuluyorlar. Nasıl sağlıklı bir sonuç almayı bekleyebiliriz ki? Kısacası amaç insan eğitmek değil, tam tersine insandan yana ne varsa yoketmektir.
Bugün açıklanan tercih sonuçları da işte bu korkunç tablonun somutta görünen halidir. Tercih yapan 1 milyon 179 bin 944 öğrenciden 265 bin 230'u lisans (4 ve daha fazla yıl süreli) programlarına yerleşmeye hak kazandı. Lise birincilerinden ÖSS ve sınavsız geçiş için başvuran toplam 4 bin 260 adaydan 3 bin 541'i yerleşirken 719'u açıkta kaldı. Sınavda başarılı olan öğrencilerin büyük çoğunluğu Anadolu ve Fen liseleri ile özel liselerde okuyup dershanelere gidebilen öğrencilerden oluşuyor. Öğrencilerin sınavdaki bu başarıları da ekonomik durumlarıyla doğru orantılıdır. Peki neden? Seçilememek hep en 'başarısız' illerin ve yerleşemeyen yoksul öğrencilerin kaderi midir? Elbette bunun nedeni “paran kadar okursun” mantığının hakim olduğu sistemdir.
Bir kez daha on binlerce gencin umutları, hayalleri yıkılmıştır. İşte bu ülkede gençliğe verilen değer bu kadardır. Emperyalizmin işbirlikçi iktidarlarının gençliğin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir dertleri yoktur, bu onların doğalarına aykırıdır. Onlar sadece düzene itaat eden beyinler yetiştirmeyi ve kendi ceplerini doldurmayı düşünürler. Evet, sınavı kazananlar olsa da sorunlar bitmedi. Onlar için de şimdi harç parası, yurt parası… gibi onlarca sorun duruyor ve hayatımız boyunca bu sorunlar bir zincirin halkaları gibi sıralanacak.
Genç arkadaşlar; çözümsüz, çaresiz değiliz. Ekonomik, demokratik, eğitimsel, sorunlarımızın çok yönlü çözümü bağımsız, demokratik, sosyalist bir Türkiye'de mümkündür. Böyle bir Türkiye için örgütlenelim, halk için bilim, halk için eğitim mücadelesini yükseltelim.
Her sene olduğu gibi ÖSS'de başarısız olan yani tercihler sonucunda yerleşemeyen 'başarısız' iller; Şırnak, Hakkari, Van, Ardahan, Muş, Mardin olmuştur. Bu illerin değişmemesi eğitimdeki eşitsizliği, adaletsizliği çok açık bir şekilde gözler önüne seriyor. Kimse orada eğitim gören gençlerin zekâsının geri olduğundan bahsedebilir mi? Burada sorgulanması gereken 'Neden bu iller her sene sonuncu oluyor?' sorusu olmalıdır. Burjuva medya yalan yanlış onlarca istatistiği sıralayarak bu gerçeğin üzerini kapatmaya çalışıyor. Ama ne kadar yüzdelik dilimlere bölerek, yüzde bilmem kaç başarı gösterdi diye yazsalar da hiçbiri bu gerçeği gizleyemez. Çünkü söz konusu olan üç yüz beş yüz genç değildir, yüz binlerce insandır. Ki zaten tartışılması gereken asıl mesele de başarısız iller sorunu değil bir bütün olarak eğitim sisteminin kendisi olmalıdır. Çünkü bugünkü eğitimin neresinden tutarsak oradan dökülecek durumdadır. Örneğin saydığımız Doğu illerine bakalım. Ortalıkta binlerce öğretmen adayı ve bu illerin birçoğunda da öğretmen açığı var. Bu açığın dışında ise birçok öğretmen de kendi branşının dışında derslere girmek zorunda kalıyor. Bu duruma rağmen bütün öğrenciler aynı sınava tabi tutuluyorlar. Nasıl sağlıklı bir sonuç almayı bekleyebiliriz ki? Kısacası amaç insan eğitmek değil, tam tersine insandan yana ne varsa yoketmektir.
Bugün açıklanan tercih sonuçları da işte bu korkunç tablonun somutta görünen halidir. Tercih yapan 1 milyon 179 bin 944 öğrenciden 265 bin 230'u lisans (4 ve daha fazla yıl süreli) programlarına yerleşmeye hak kazandı. Lise birincilerinden ÖSS ve sınavsız geçiş için başvuran toplam 4 bin 260 adaydan 3 bin 541'i yerleşirken 719'u açıkta kaldı. Sınavda başarılı olan öğrencilerin büyük çoğunluğu Anadolu ve Fen liseleri ile özel liselerde okuyup dershanelere gidebilen öğrencilerden oluşuyor. Öğrencilerin sınavdaki bu başarıları da ekonomik durumlarıyla doğru orantılıdır. Peki neden? Seçilememek hep en 'başarısız' illerin ve yerleşemeyen yoksul öğrencilerin kaderi midir? Elbette bunun nedeni “paran kadar okursun” mantığının hakim olduğu sistemdir.
Bir kez daha on binlerce gencin umutları, hayalleri yıkılmıştır. İşte bu ülkede gençliğe verilen değer bu kadardır. Emperyalizmin işbirlikçi iktidarlarının gençliğin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir dertleri yoktur, bu onların doğalarına aykırıdır. Onlar sadece düzene itaat eden beyinler yetiştirmeyi ve kendi ceplerini doldurmayı düşünürler. Evet, sınavı kazananlar olsa da sorunlar bitmedi. Onlar için de şimdi harç parası, yurt parası… gibi onlarca sorun duruyor ve hayatımız boyunca bu sorunlar bir zincirin halkaları gibi sıralanacak.
Genç arkadaşlar; çözümsüz, çaresiz değiliz. Ekonomik, demokratik, eğitimsel, sorunlarımızın çok yönlü çözümü bağımsız, demokratik, sosyalist bir Türkiye'de mümkündür. Böyle bir Türkiye için örgütlenelim, halk için bilim, halk için eğitim mücadelesini yükseltelim.