canazer
07-29-2008, 02:12 PM
Emeklilik hayal oluyor
Adına "reform" dedikleri yasalar, sosyal güvenlik kurumlarını birleştiriyor, emeklilik ve sağlık sigortasını birbirinden ayırıyorlar. Kısacası sosyal güvenlik, emeklilik ve parasız sağlık hakkı diye bir şey kalmıyor.
Emeklilik yaşı yükseltiliyor, 9 bin işgünü prim ödenmesi şart koşuluyor. Oysa 11-12 milyon işçinin yarısından çoğu sigortasız, kaçak çalıştırılıyor ya da primleri ayda birkaç günlük ödeniyor. Bu koşullarda emekli olabilmek için, hiç işsiz kalmadan 50 yıl çalışmak gerekiyor! Emekliliğin hayalinden başka bir şey kalmıyor.
Bugün çalışabilen işçi ve memurların çocukları için emeklilik hak olmaktan çıkarılıyor.
Parası olmayan ölsün diyorlar
Sağlık Bakanlığı'na devredilen hastaneler, bugünden sürünme kapısı haline getirildi. Hiç yatırım yapmayarak, kuyruklarla bezdirerek sağlığın özelleştirilmesini benimsetmeye çalıştılar.
Yasa ile primini kısmen bile ödeyemeyenlerin sağlık hizmeti alma hakkı olmayacak!
Milyonlarca olan mevsimlik işçiler, kısmi zamanlı işçiler, sözleşmeli memurlar da sağlık hizmeti haklarını kaybediyor. Haktan yararlanabilecek az sayıda emekçinin prim ödemesi yanında muayene ve ilaçlar için "katılım payı" ödeme zorunluluğu getirildi. Bugünden uygulanan özel hastanelerden "hizmet satın alma" sağlığın tamamen özelleştirilmesine dönüşmenin provası olarak kullanılıyor.
Piyasa, işsizleri, sigortasız çalıştırılanları, yeterli parası olmayan yoksulları ezecek. Onlar için hastaneler tedavi değil, ölüm kapısı olacak! 16 yaşındaki kızı Fatma'yı, henüz karısının tedavi senetlerini ödeyemediği hastaneye götüremeyip kuş gribine kurban veren babaların sayısı görülmemiş sayılara varacak.
Haklarımız satılık değil!
Hükümet ve patronlar, şimdi çalışanlar hak kaybına uğramayacak, yeni getirilecek kısıtlamalar, sadece yeni işe gireceklere uygulanacak diyorlar. Bu yalandır. Yasa çıktığı gün bu gün çalışanlar da bir çok hak kaybına uğrayacak. Ama, bundan da kötüsü hükümet ve patronlar işçilere kamu emekçilerine, emeklilere; "Siz kaybınız olmayacak çocuklarınız ve torunlarınızın hak kaybından da size ne!" demek gibi her işçiye zul gelecek, onlara gelecek kuşaklarının hakların satmayı öneren bir "ahlaksız teklif"te bulunuyorlar.
* Sosyal güvenlik, emeklilik ve parasız sağlık hakkı, onlarca kuşak işçinin, emekçinin kanı ve teri karışarak kazanılan haklardır. Bizler yıllardır bu haklardan faydalanıyoruz. Bu günde bu haklarımızı mücadele ederek koruyabiliriz. Ancak bunu yaparsak çocuklarımız ve torunlarımıza bir şey bırakmış olacağız. Aksi halde önceki kuşakların kazanımını har vurup harman savuran mirasyedi durumuna düşeceğiz. Eğer haklarımıza sahip çıkmazsak, kaybeden bizler olacağız.
Adına "reform" dedikleri yasalar, sosyal güvenlik kurumlarını birleştiriyor, emeklilik ve sağlık sigortasını birbirinden ayırıyorlar. Kısacası sosyal güvenlik, emeklilik ve parasız sağlık hakkı diye bir şey kalmıyor.
Emeklilik yaşı yükseltiliyor, 9 bin işgünü prim ödenmesi şart koşuluyor. Oysa 11-12 milyon işçinin yarısından çoğu sigortasız, kaçak çalıştırılıyor ya da primleri ayda birkaç günlük ödeniyor. Bu koşullarda emekli olabilmek için, hiç işsiz kalmadan 50 yıl çalışmak gerekiyor! Emekliliğin hayalinden başka bir şey kalmıyor.
Bugün çalışabilen işçi ve memurların çocukları için emeklilik hak olmaktan çıkarılıyor.
Parası olmayan ölsün diyorlar
Sağlık Bakanlığı'na devredilen hastaneler, bugünden sürünme kapısı haline getirildi. Hiç yatırım yapmayarak, kuyruklarla bezdirerek sağlığın özelleştirilmesini benimsetmeye çalıştılar.
Yasa ile primini kısmen bile ödeyemeyenlerin sağlık hizmeti alma hakkı olmayacak!
Milyonlarca olan mevsimlik işçiler, kısmi zamanlı işçiler, sözleşmeli memurlar da sağlık hizmeti haklarını kaybediyor. Haktan yararlanabilecek az sayıda emekçinin prim ödemesi yanında muayene ve ilaçlar için "katılım payı" ödeme zorunluluğu getirildi. Bugünden uygulanan özel hastanelerden "hizmet satın alma" sağlığın tamamen özelleştirilmesine dönüşmenin provası olarak kullanılıyor.
Piyasa, işsizleri, sigortasız çalıştırılanları, yeterli parası olmayan yoksulları ezecek. Onlar için hastaneler tedavi değil, ölüm kapısı olacak! 16 yaşındaki kızı Fatma'yı, henüz karısının tedavi senetlerini ödeyemediği hastaneye götüremeyip kuş gribine kurban veren babaların sayısı görülmemiş sayılara varacak.
Haklarımız satılık değil!
Hükümet ve patronlar, şimdi çalışanlar hak kaybına uğramayacak, yeni getirilecek kısıtlamalar, sadece yeni işe gireceklere uygulanacak diyorlar. Bu yalandır. Yasa çıktığı gün bu gün çalışanlar da bir çok hak kaybına uğrayacak. Ama, bundan da kötüsü hükümet ve patronlar işçilere kamu emekçilerine, emeklilere; "Siz kaybınız olmayacak çocuklarınız ve torunlarınızın hak kaybından da size ne!" demek gibi her işçiye zul gelecek, onlara gelecek kuşaklarının hakların satmayı öneren bir "ahlaksız teklif"te bulunuyorlar.
* Sosyal güvenlik, emeklilik ve parasız sağlık hakkı, onlarca kuşak işçinin, emekçinin kanı ve teri karışarak kazanılan haklardır. Bizler yıllardır bu haklardan faydalanıyoruz. Bu günde bu haklarımızı mücadele ederek koruyabiliriz. Ancak bunu yaparsak çocuklarımız ve torunlarımıza bir şey bırakmış olacağız. Aksi halde önceki kuşakların kazanımını har vurup harman savuran mirasyedi durumuna düşeceğiz. Eğer haklarımıza sahip çıkmazsak, kaybeden bizler olacağız.