PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İslam ve Şia Nedir?


By Arif
06-10-2008, 08:14 PM
İslam Nedir?

İslam kelimesinin lügat anlamı, boyun eğmek ve teslim olmaktır. Kur’ân-ı Kerim’in davet ettiği dine, İslam adını vermesi; onun genel programının insanı âlemlerin Rabbi’ne teslim etmesi amacını taşıyor olmasından kaynaklanmaktadır(1). İnsan bu teslim sayesinde, Allah’tan başkasına tapmaz; O’ndan başkasına kulluk ve itaat etmez. Kur’ân-ı Kerim bu dine İslam ve ona uyanlara Müslüman adını veren ilk şahsın Hz. İbrahim (aleyhisselam) olduğunu açıklamıştır(2).



Şialık Nedir?

Lügatte izleyici anlamına gelen şia kelimesi, Resul-i Ekrem’den (sallallahu aleyhi ve alih) sonra hilafet makamının, onun sülalesine özgü bir hak olarak bilen, İslam öğretilerinde Ehl-i Beyt (aleyhisselam) mektebini izleyen kimselere denir.

İslami esaslardan ayrılan fırkaları bir yana bırakalım. Caferi mezhebi denen, Hazret-i Peygamber (sallallahu aleyhi ve alih) ‘in soyundan gelen, Ehl-i Beytinden (aleyhisselam) olan ve dinin esaslarını hakkıyla bilen Oniki İmam’ın (aleyhisselam) temiz cedlerinden telakkıy ettikleri hükümleriyle amel ettiği için “İmamiyye- İsna –aşeriyye” diye de anılan, Hazreti Ali (aleyhisselam) ve evladının tarafını tutuğu için asr-ı nebevide dahi Şia ve mensupları Şii adını alan İslam mezhebi hakkında Sünni camiasının çoğunun bilgisi, bu mezhebin ana kitaplarından değil, düşmanlarının kitaplarından, ağızlarda dolaşıp duran iftiralardan, yalanlardan edinilmiştir.



Şia’nın Doğuşu, Başlangcı ve Niteliği:

Şia’nın başlangıç noktasını Peygamber (sallallahu aleyhi ve alih) efendimizin hayatta bulunduğu dönem olarak bilmek gerekir. Şia, ilk olarak Ehl-i Beyt İmamlar’ının birincisi olan Hz. Ali (aleyhisselam) şiası adıyla tanındı. Yirmi üç yıl süren davetin zahir olup, ilerleme döneminde Resul-i Ekrem’in (sallallahu aleyhi ve alih) dostları içinden böyle bir topluluğun kendiliğinden oluşmasını gerektiren birçok olaylar olmuştur.

1-Resul-i Ekrem(sallallahu aleyhi ve alih) bi’setin ilk günlerinde, Kur’ân-ı Kerim’in kesin hükmüne göre(3) akrabalarını kendi dinine davette bulunmaya memur kılındığı zaman, onlara apaçık bir şekilde.”Sizlerden hanginiz davetimi ilk olarak kabul ederse, benim vasim ve vezirimdir.”buyurdular. Hz.Ali (aleyhisselam) ,herkesten önce ayağa kalkıp İslamı kabul etti. Peygamber(sallallahu aleyhi ve alih) efendimiz de, imanını ve verdikleri vadeleri kabul ettiğini açıkladılar.(4)

2-İbn-i Abbas’tan nakille:

“Beyyine” suresinin yedinci ayeti kerimesi: “İnnellezine âmenu ve amil’us salihati ulaike hum hayr’ul-beriyyeti cezauhum…”<İman edip salih amellerde bulunanlar ise, işte onlarda yaratılmış olanların en hayırlılarıdır. Rab’leri katında onların ödülleri, içinden ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklara akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, kendileri de O’ndan razı (hoşnut ve memnun) kalmışlardır.> nazil olduğunda Resulullah (sallallahu aleyhi ve alih) Ali bin Ebu Talib’e (aleyhisselam) hitaben şöyle buyurdu:

“Ya Ali! ”Hayr’ul Berriye”den (yaratılmışların en hayırlılarından) maksat sen ve senin şialarındır. Kıyamet günü sen ve şiaların, Allah’ın sizden sizinde Allah’tan razı ve hoşnut olduğunuz halde gelirsiniz.”(5)

3-Cabir b. Abdullah’tan nakille:

Hz. Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve alih) huzurunda idik. Hz. Ali (aleyhisselam) bize doğru geldi. Peygamber(sallallahu aleyhi ve alih) ; “Kardeşim Ali yanınıza geldi.” buyurdu; sonra Kâbe’ye doğru yöneldi, Ali (aleyhisselam) ’ın elini tutup şöyle buyurdu:

“Canım elinde olana andolsun ki, bu Ali ve şiaları kıyamet günü kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”(6)

4-İbn Abbas Resulullah’tan (sallallahu aleyhi ve alih) Hz. Ali (aleyhisselam) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“Ya Ali, senin Şialarındır Kıyamet Günü kurtuluşa erenler; kim onlardan birtanesine hakaret ederse, sana hakaret etmiştir ve kim sana hakaret ederse, bana hakaret etmiş sayılır; böyle bir kimseyi de Allah ebedi olarak kalmak üzere ( cehennem ) ateşine sokacaktır, ne de kötü bir dönüş yeridir! Ya Ali, sen bendensin, bende senden; senin ruhun, benim ruhumdan ve senin tıynetin, benim tıynetimdendir. Senin Şiaların bizim tıynetimizin artanından yaratılmışlardır. O halde, kim onları severse, bizi sevmiştir; kim de onlara buğz ederse, bize buğz etmiştir; kim onlara düşman olursa, bize düşman olmuştur ve kim onlara muhabbet beslerse, bize muhabbet beslemiştir. Ya Ali, senin Şialarının günahları ve kusurları affedilir. Ya Ali, ben, yarın ‘makamı Mahmud’ da durduğum zaman, senin Şialarını şefaatçisi olacağım; bunu onlara müjdele Ya Ali, senin Şian (taraftarı), Allah’ın Şiasıdır ve sana yardım edenler, Allah’a yardım edenlerdir; senin dostların, Allah’ın dostlarıdır ve senin hizbin, Allah’ın hizbidir. Ya Ali, senin velayetini kabul eden, saadete kavuşur ve sana düşmanlık besleyen bedbaht olur. Ya Ali, cennette senin için bir hazine vardır; sen cennetin Zülkarneyn’isin. Hamd âlemlerin Rabb’ine mahsustur. Allah’ın salâtı, yarattıklarının en üstünü olan en üstünü olan Muhammed (s.a.a.)’e ve onun tertemiz, seçkin ve seçilmiş Ehl-i Beyt’ine olsun.(7)

--------------------------------------------------------------------------------



1- Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:”İyilikte bulunup kendini Allah’a teslim eden ve Allah’ı bir tanıyan İbrahim’in pak ve mutedil dinine giren kişiden kim daha güzel dine sahiptir.”(NİSA/125)

Bir başka ayette de şöyle buyurmuştur:”Ey inanalar, hepiniz birlikte teslim makamına girin.”(BAKARA/208)

2- Hz. İbrahim ve İsmail(aleyhisselam) şöyle dediler:”Rabbimiz, bizi senin emirlerine teslim olan kullardan et, sonumuzdan da Müslüman bir ümmet yarat.”(BAKARA/128)

3- ŞUARA/215

4- Bu hadisle ilgili olarak Hz. Ali(aleyhisselam) şöyle buyurmuştur: (Mecliste bulunan) herkesten küçük yaşta olduğum hâlde arz ettim:”Ben senin vezirin oluyorum.”Peygamber(s.a.a.) mübarek elini omzuna koyarak buyurdu:”Bu şahıs, benim kardeşim, vasim ve halifemdir. Ona itaat etmeniz gerekir.”(Bu arada) halk gülüyor ve Ebu Talib’e şöyle söylüyorlardı: O, sana oğluna itaat edip, onun sözünden dışarı çıkmamanı emretti.

(Taberî Tarihi. c:2,s:63)

5- Hilyet’ul Evliya / Hafız Ebu Nuaym İsfahani.

6- Menakıb / Hatip Harezmî

7- El-Emâlî (Şeyh Sadûk),s:23, Bişaretü’l-Mustafa, s:18(az farkla)

Kaynak : İmamsevgisi

+sahra+
06-12-2008, 10:42 PM
Cabir, Ebi Cafer (a.s)'ın (İmam Bakır (a.s)'ın) kendisine şöyle buyurduğunu nakletmektedir: "Ey Cabir, Şii olduğunu söylemek için sadece biz Ehl-i Beyt'e sevgisi olduğunu söylemek yeterli midir? Allah'a yemin olsun ki Şiilerimiz sadece Allah'tan korkanlar ve Allah'a itaat edenlerdir. Ey Cabir, şüphesiz ki onlar (Şiilerimiz) sadece tevazu, huşu, emanetdarlık, Allah'ı çok zikretmek, oruç tutmak, namaz kılmak, anne babasına iyilikte bulunmak; fakir komşularına, miskinlere, borçlulara ve yetimlere yardımcı olmak, doğru konuşmak, Kur'an okumak, insanlar hakkında hayırlı şeyler konuşma dışında diline sahip olma ve bütün işlerde yakınlarının emini olmakla tanınırlar..."
(Kafi, c. 2, s. 74)

* * *

79-Süleyman bin. Mehran şöyle diyor: "Hz. İmam Sadık (a.s)'ın huzuruna vardığımda yanında bulunan bir grup Şiiye şöyle dediğini işittim: "Ey Şiiler, bizim ziynetimiz olun, utanç kaynağımız olmayın. Halka iyi şeyler söyleyin, dillerinizi koruyun, fazla konuşmaktan ve kötü söz söylemekten alı-koyun
(El-Emali/400)

* * *

80-Abdullah bin. Bukeyr, Ebi Abdillah (İmam Sadık) (a.s)'ın şöyle buyurduğunu naklediyor: "Biz şüphesiz ki akıllı, anlayışlı, fakih, halim, halkı idare eden, sabırlı, doğru ve vefalı olan kimseleri severiz."
Şüphesiz ki Allah azze ve celle Peygamberleri ahlaki güzelliklere özgü kılmıştır. Her kim bu ahlaki güzelliklere sahip olursa Allah onu över. Bu ahlaki özelliklere sahip olmayanlar da Allah'a yalvarıp yakarmalı ve Allah'tan ahlaki güzellikleri dilemelidir.
"Fedan olayım ahlaki güzellikler nedir?" diye sorunca da, Ebi Abdillah (a.s) şöyle buyurdu: "Vera (Allah'tan sakınma), kanaat, sabır, şükür, hilim, haya, cömertlik, cesaret, gayret, iyilik etmek, doğru sözlülük ve emanete riayet etmek."
(El-Kafi, c.2, s.56)

* * *

81-İmam Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: "Her kim Allah'ın emrine itaat ederse bizim velimiz ve dostumuzdur. Her kim de Allah'ın emirlerine isyan ederse bizim (Ehl-i Beyt'in) düşmanımızdır."
(El-Kafi, c.2, s.75)

* * *

82-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Günahın küçüklüğüne bakma, lakin kime isyan ettiğine bak."
Müstedrek'ül-Vesail, c.11, s.330;
Bihar'ul-Envar, c.77, s.79

* * *

83-Emir'el Müminin Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Sizden her kim Allah'ın nezdindeki değerini/makamını bilmek istiyorsa, günah işlediği zaman Allah'ın kendi nezdindeki değerine/makamına bakmalıdır." (Günah işleyen insan Allah'a bir değer/makam vermediği için, Allah da günahkar insana bir değer/makam vermez.)
Bihar'ul-Envar, c.70, s.18

* * *


84-İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Amel defterinizin Resulullah (s.a.v)'e takdim edildiğini bilmiyor musunuz? Peygamber amel defterinizde bir günah görünce üzülür. O halde (günah işleyerek) Peygamber (s.a.v)'i üzmeyin. (Güzel amellerinizle) Peygamber (s.a.v)'i sevindirin."
el-Kafi, c. 1, s. 219

* * *

85-Emir'el-Mü'minin İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En çirkin ayıp az af etmek hataları görmektir. En büyük günah ise intikam almada acele davranmaktır."
Gurer'ul-Hikem, s. 235
* * *

86-Esbag b. Nebate Hz. Ali'den naklen Resulullah (s.a.v)'in şöyle buyurduğunu aktarmaktadır: "Allah azze ve celle bir ümmete gazab eder de herhangi bir azap nazil olmazsa o toplumda enflasyon yükselir, ömürleri kısalır tüccarları kar etmez, meyveleri temiz ve bol olmaz, nehirleri dolup taşmaz, yağmurları kesilir ve kendilerine kötü kimseler hakim olur.
el-Hisal, c. 2, s. 360

* * *

87-Ebi Cafer -İmam Bakır- (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ali (a.s)'ın kitabında, Resulullah (s.a.v)'in şöyle buyurmuş olduğunu gördüm: "Bir toplumda zina ortaya çıkarsa aniden ölümler (sekteler) artar, tartılarda hilekarlık yapılırsa hayat pahalılığına ve mal kıtlığına düçar olurlar, zekat vermezlerse yeryüzü ekin, meyve ve madeni zenginliklerinden onları mahrum kılar, Allah'ın hükümlerinde zulme baş vururlarsa zulüm ve tecavüze katkıda bulunmuş olurlar. Söz ve anlaşmalarını bozduklarında da Allah onlara düşmanlarını musallat eder, sıla-i rahimde bulunmazlarsa malları kötü kimselerin elinde kalır, iyiliği emretmez ve kötülükten sakındırmazlar ise ve biz Ehl-i Beyt'in iyilerine uymazlarsa Allah onlara kötü insanları musallat eder, bu takdirde de onları kendi hallerine bırakır ve dualarını asla kabul etmez."
Sefinet'ul-Bihar, c. 2, s. 630

* * *

88-Emir'el-Mü'minin İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:"Göz yaşları sadece kalpler katılaştığı için kurur (akmaz olur) ve kalpler de sadece çok günahtan dolayı katılaşır."
Bihar'ul-Envar, c. 70, s. 55

* * *

89-Allah-u Teala Davud (a.s)'a şöyle buyurmuştur: "Ey Davud günahkarları bütün varlık alemini kapsayan geniş rahmetim ile müjdele rahmetimden asla ümitlerini kesmesinler, doğruları da gazabımın büyüklüğü ile uyar ki itaatleri ile gururlanmasınlar, zira gurur insanın kendini beğenmesine yol açar, insanın kendisini beğenmesi de en büyük günahtır."
el-İsna Aşeriye, s. 59

Selam ve dua ile..
Saygılarımla...