piLenKen
05-28-2008, 07:01 AM
Bugün 28 Mayıs Azerbaycan Cumhuriyetinin 90. Yıldönümü Bu Güzel Bayram Günününde Sizlere [Only Registered Users Can See Links] adresinden Doç. Dr. Hanım HALİLOVA'nın yazısını sizlere aktarmak istiyorum.
Azerbaycan bölgesi Çar I. Pyotur’ un (Türkiye tarihlerinde Deli Petro namıyla maruf) vasiyetinden sonra Rusların dikkat merkezinde olmuştur. XVIII. yüzyılın sonunda Çariçe II. Ekaterina tarafından Azerbaycan hanlıkları Rus hegomanyasının eline geçmiştir. Öte yandan güneyden Fars Aga Mehmet Şah Gacar’ın Zakafkasya’ya ve Azerbaycan’a hücum ettiği görülür.
Rus - Osmanlı, Rus - İran savaşları, Ruslar açısından, Kafkasları özellikle Azerbaycan’ ı ele geçirmek için zemin oluşturan önemli olaylardandır. 1813’te “Gülistan Anlaşması” ile Erivan ve Nahçivan Hanlıkları, Kuzey Hanlıklarının hepsi Rusya’nın terkibine girer. İran Şahı stratejik yönden çok kıymetli olan Kafkasları Rusya’ya bırakmamak için 1826’da Rusya’ya savaş açmış ve Kuzey Azerbaycan’a hücum etmiştir. Rusya ve İran Azerbaycan toprakları için şiddetle savaşmış, Rusya kazanan taraf olmuştur. Bu savaş sonrasında Rus ordusu Güney ve Kuzey Azerbaycan’ın bir kısmını işgal eder. 1828’de Türkmençay Anlaşması imzalanır. Mağlup olan İran Kuzey Azerbaycan’ı Rusya’ya bırakır, Güney Azerbaycan ise İran işgali altında kalır. Şubat 1917 Rusya devrimiyle bu coğrafyada yeni bir dönem başlamıştır. Mart 1917 yılında Transkafkasya’nın yönetimi için Rusya Geçici Hükümeti tarafından Transkafkasya Özel Komitesi adında geçici bir organ oluşturulmuştur. Bu komite, Devlet Duması içinde bölgenin milli gruplarını temsil eden vekillerden oluşur.
Bolşeviklerin 11 Kasım 1917 tarihli Ekim İhtilali’nden sonra, Transkafkasya’nın siyasal ve sosyal örgütleri, Rusya’da Kurucu Meclis kuruluncaya kadar bölgenin geçici hükümeti olarak Tiflis’te Transkafkasya Komiserliğini oluşturmuşlardır. Zakafkasya Komisseriatı adıyla bilinen bu hükümetin 11 üyesi bulunmaktaydı. 26–28 Kasım 1917 tarihinde Kurucu Meclis için seçimler yapıldıysa da, 5 Ocak 1918 tarihindeki ilk toplantısının ardından Meclis, Bolşevikler tarafından dağıtılmıştır. Kurucu Meclisin dağılmasından sonra bu kurumun Transkafkasya’dan olan üyeleri 10 Ocak 1918 yılında yaptıkları toplantı sonucu Transkafkasya Seymi’ni (Mavera-i Kafkaz Seymi) kurmuşlardır. Seym, 9 Nisan tarihinde, Transkafkasya’yı “bağımsız, demokratik, federatif” bir cumhuriyet olarak ilan etmiş ve ilk hükümeti oluşturmuştur. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’ın Seym temsilcileri arasında iç ve dış siyasete ilişkin konularda önemli fikir ayrılığı bulunmaktaydı. Seym içindeki derin fikir ayrılıkları ve iç çekişmeler sonucu, 26 Mayıs 1918 yılında Gürcistan bağımsızlığını ilan etmesiyle bu organ da feshedilmiştir.
28 Mayıs 1918’de Musavvat Partisinin Lideri Mehmet Emin Resulzade’nin başkanlığında Azerbaycan Milli Şurası Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan eder. Bakü, İngiliz-Rus - Ermeni işgali altında olduğu için, Milli Hükümet Gence şehrine yerleşir. Bir asırdan fazla işgal altında olan halk özgürlüğün gururunu yaşamaktadır. Çünkü Türk ve İslam dünyasında ilk defa Azerbaycan ayrı ayrı hanlıklardan kurtulup Demokratik Cumhuriyet olduğunu ilan etmiştir. ADC kurulmasının en önemli yanı, hanlıkları birleştirip bağımsız bir devlet oluşumunu gerçekleştirmesidir. Çünkü 1920’de Sovyetler Azerbaycan’ı işgal ettiğinde bağımsız bir devleti yok etmiştir. Bakü’nün İngiliz-Rus-Ermeni işgali altında olması ve Ermeni Taşnakların Bolşevik adı altında 20 binden fazla Azerbaycanlıyı katletmesi Azerbaycan’da çok ciddi rahatsızlık doğurdu. Çünkü Bakü’nün işgali bir anlamda genç cumhuriyetin varlığını tehdit eder nitelikteydi. Bu nedenle Azerbaycan hükümeti kardeş Türkiye’den yardım isteğinde bulundu. Osmanlı Devleti ile irtibata geçildi. Haziran’ın dördünde Osmanlı Türkiye’si ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında dostluk anlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile iki ülke arasında “daimi sulh ve ebedi dostluk” münasebetleri oluşturuldu ve Osmanlı gerektiği takdirde Azerbaycan’ a silahlı yardım yapmayı kabul etti. Anlaşmanın 4.üncü maddesine göre Azerbaycan Hükümetinin askeri yardım talebine esasen Nuri Paşa komutanlığında 7 bin asker ve 40 top ile Kafkas İslam Türk Ordusu Azerbaycan’ a dâhil olur. Gence’ de Azerbaycan ordusu ile birleşen Kafkas İslam ordusu hızla Kuzeydoğu istikametine ilerleyerek Bakü’yü kuşatma altına alır. Bakü’nün fethi için 36 saat süren savaşın ardından 15 Eylül’de Bakü İngiliz – Rus - Ermeni birliklerinin işgalinden kurtulur. Bakü’nün fethi sırasında 1130 Mehmetçik şehit olur. Bakü geri alındıktan sonra Milli Hükümet Gence’den Bakü’ye taşınır. Bakü cumhuriyetin başkenti ilan edilir.
M.E. Resulzade’nin Türkiye ile çok yakından temasları vardır. Hele 1908’de Çarlık Rusyası M.E. Resulzade’ yi tutuklamak istediğinde Resulzade, İran’ a kaçar. Tebriz’de milli kahraman Settarhan ve arkadaşları ile bir araya gelerek büyük mücadeleler verir. Çarlık Rusya’sı M.E. Resulzade’yi İran’dan talep eder. Bunun üzerine Resulzade Türkiye’ye iltica eder. Ankara’da Ali Bey Hüseyinzade, Ahmet Ağaoğlu, Yusufbey Akçuraoğlu, Ziya Gökalp ile yakın temaslar kurar. M.E. Resulzade Türk Ocaklarında çalışır ve Türk Ocaklarının yayın organı olan “Türk Yurdu” dergisinde birçok yazılar yayınlar.
ADC Hükümeti 27 Haziran 1918 tarihi kararı ile Azerbaycan Türkçesini Devlet dili ilan etmiştir. Bir devletin bağımsızlık sembollerinden olan; bayrağı ve marşı hazırlanır ve kabul edilir. O dönemdeki bayrağın renkleri; Mavi-Türklük, Kırmızı-Muasırlık, Yeşil-İslam temellerini yansıtır niteliktedir. Azerbaycan Hükümeti Milli Ordusunu kurar. Türkçe eğitim veren yeni okullar açar. İlk defa bir üniversite “Bakü Devlet Üniversitesi” kurulur. Yalnız Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 23 ay yaşayabilir. Sovyet Rusya’sı Ermenistan’daki Taşnaklarla temasa geçerek Azerbaycan’daki Ermenileri kışkırtır. Önce Dağlık Karabağ’da sonra Azerbaycan’ın birçok bölgesinde isyanlar başlatır. Bu isyanları bastırmak için Azerbaycan Ordusu isyan merkezlerine yönelir. Bu defa Azerbaycan’ın Kuzey Bölgesi savunmasız kalır. Azerbaycan Komünistleri bu fırsatı kullanarak Sovyet Rusya’sından askeri yardım talebinde bulunur. Sovyetler hemen 11. Kızıl Orduyu Azerbaycan’a gönderir. Azerbaycan halkına hakaret olarak ordunun komutanlığına Ermeni Şövenist Mikoyan getirilir. 27 Nisan 1920’de 11. Kızıl Ordu Bakü’ye girerek Azerbaycan’ı işgal eder ve Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni ilan eder. Bolşevikler Cumhuriyetimizi kuran birçok lideri kurşuna dizerek öldürür, geri kalanları ise muhacir olarak yaşamaya zorlar. M.E. Resulzade üç renkli Bayrağımızı “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” sözleri ile indirir. Üç renkli bayrağı yükseltmek için Azerbaycan halkı 70 yıl ağır şartlarda mücadele verdi. Aydınlarımız Turancı, Pan Türkist, Pan İslamcı adı ile Sibirya’ ya veya Kazakistan çöllerine sürgün edildi. Birçok aydın vatan haini adı altında kurşuna dizilerek öldürüldü. Milletimiz Sovyet İmparatorluğunun baskısına rağmen gizli mücadeleler verdi. Mücadelenin sonucunda 27 Nisan 1920’de M.E. Resulzade’nin “ Bir kere yükselen Bayrak bir daha inmez” sözleriyle indirdiği bayrağımız 28 Mayıs 1990’da Sovyet tanklarının Azerbaycan’da bulunduğu bir zamanda Azerbaycan Milli Hareketinin lideri Ebulfez Elçibey tarafından “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” sözleri ile eski parlamento binasına asıldı.
Azerbaycan bölgesi Çar I. Pyotur’ un (Türkiye tarihlerinde Deli Petro namıyla maruf) vasiyetinden sonra Rusların dikkat merkezinde olmuştur. XVIII. yüzyılın sonunda Çariçe II. Ekaterina tarafından Azerbaycan hanlıkları Rus hegomanyasının eline geçmiştir. Öte yandan güneyden Fars Aga Mehmet Şah Gacar’ın Zakafkasya’ya ve Azerbaycan’a hücum ettiği görülür.
Rus - Osmanlı, Rus - İran savaşları, Ruslar açısından, Kafkasları özellikle Azerbaycan’ ı ele geçirmek için zemin oluşturan önemli olaylardandır. 1813’te “Gülistan Anlaşması” ile Erivan ve Nahçivan Hanlıkları, Kuzey Hanlıklarının hepsi Rusya’nın terkibine girer. İran Şahı stratejik yönden çok kıymetli olan Kafkasları Rusya’ya bırakmamak için 1826’da Rusya’ya savaş açmış ve Kuzey Azerbaycan’a hücum etmiştir. Rusya ve İran Azerbaycan toprakları için şiddetle savaşmış, Rusya kazanan taraf olmuştur. Bu savaş sonrasında Rus ordusu Güney ve Kuzey Azerbaycan’ın bir kısmını işgal eder. 1828’de Türkmençay Anlaşması imzalanır. Mağlup olan İran Kuzey Azerbaycan’ı Rusya’ya bırakır, Güney Azerbaycan ise İran işgali altında kalır. Şubat 1917 Rusya devrimiyle bu coğrafyada yeni bir dönem başlamıştır. Mart 1917 yılında Transkafkasya’nın yönetimi için Rusya Geçici Hükümeti tarafından Transkafkasya Özel Komitesi adında geçici bir organ oluşturulmuştur. Bu komite, Devlet Duması içinde bölgenin milli gruplarını temsil eden vekillerden oluşur.
Bolşeviklerin 11 Kasım 1917 tarihli Ekim İhtilali’nden sonra, Transkafkasya’nın siyasal ve sosyal örgütleri, Rusya’da Kurucu Meclis kuruluncaya kadar bölgenin geçici hükümeti olarak Tiflis’te Transkafkasya Komiserliğini oluşturmuşlardır. Zakafkasya Komisseriatı adıyla bilinen bu hükümetin 11 üyesi bulunmaktaydı. 26–28 Kasım 1917 tarihinde Kurucu Meclis için seçimler yapıldıysa da, 5 Ocak 1918 tarihindeki ilk toplantısının ardından Meclis, Bolşevikler tarafından dağıtılmıştır. Kurucu Meclisin dağılmasından sonra bu kurumun Transkafkasya’dan olan üyeleri 10 Ocak 1918 yılında yaptıkları toplantı sonucu Transkafkasya Seymi’ni (Mavera-i Kafkaz Seymi) kurmuşlardır. Seym, 9 Nisan tarihinde, Transkafkasya’yı “bağımsız, demokratik, federatif” bir cumhuriyet olarak ilan etmiş ve ilk hükümeti oluşturmuştur. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’ın Seym temsilcileri arasında iç ve dış siyasete ilişkin konularda önemli fikir ayrılığı bulunmaktaydı. Seym içindeki derin fikir ayrılıkları ve iç çekişmeler sonucu, 26 Mayıs 1918 yılında Gürcistan bağımsızlığını ilan etmesiyle bu organ da feshedilmiştir.
28 Mayıs 1918’de Musavvat Partisinin Lideri Mehmet Emin Resulzade’nin başkanlığında Azerbaycan Milli Şurası Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan eder. Bakü, İngiliz-Rus - Ermeni işgali altında olduğu için, Milli Hükümet Gence şehrine yerleşir. Bir asırdan fazla işgal altında olan halk özgürlüğün gururunu yaşamaktadır. Çünkü Türk ve İslam dünyasında ilk defa Azerbaycan ayrı ayrı hanlıklardan kurtulup Demokratik Cumhuriyet olduğunu ilan etmiştir. ADC kurulmasının en önemli yanı, hanlıkları birleştirip bağımsız bir devlet oluşumunu gerçekleştirmesidir. Çünkü 1920’de Sovyetler Azerbaycan’ı işgal ettiğinde bağımsız bir devleti yok etmiştir. Bakü’nün İngiliz-Rus-Ermeni işgali altında olması ve Ermeni Taşnakların Bolşevik adı altında 20 binden fazla Azerbaycanlıyı katletmesi Azerbaycan’da çok ciddi rahatsızlık doğurdu. Çünkü Bakü’nün işgali bir anlamda genç cumhuriyetin varlığını tehdit eder nitelikteydi. Bu nedenle Azerbaycan hükümeti kardeş Türkiye’den yardım isteğinde bulundu. Osmanlı Devleti ile irtibata geçildi. Haziran’ın dördünde Osmanlı Türkiye’si ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında dostluk anlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile iki ülke arasında “daimi sulh ve ebedi dostluk” münasebetleri oluşturuldu ve Osmanlı gerektiği takdirde Azerbaycan’ a silahlı yardım yapmayı kabul etti. Anlaşmanın 4.üncü maddesine göre Azerbaycan Hükümetinin askeri yardım talebine esasen Nuri Paşa komutanlığında 7 bin asker ve 40 top ile Kafkas İslam Türk Ordusu Azerbaycan’ a dâhil olur. Gence’ de Azerbaycan ordusu ile birleşen Kafkas İslam ordusu hızla Kuzeydoğu istikametine ilerleyerek Bakü’yü kuşatma altına alır. Bakü’nün fethi için 36 saat süren savaşın ardından 15 Eylül’de Bakü İngiliz – Rus - Ermeni birliklerinin işgalinden kurtulur. Bakü’nün fethi sırasında 1130 Mehmetçik şehit olur. Bakü geri alındıktan sonra Milli Hükümet Gence’den Bakü’ye taşınır. Bakü cumhuriyetin başkenti ilan edilir.
M.E. Resulzade’nin Türkiye ile çok yakından temasları vardır. Hele 1908’de Çarlık Rusyası M.E. Resulzade’ yi tutuklamak istediğinde Resulzade, İran’ a kaçar. Tebriz’de milli kahraman Settarhan ve arkadaşları ile bir araya gelerek büyük mücadeleler verir. Çarlık Rusya’sı M.E. Resulzade’yi İran’dan talep eder. Bunun üzerine Resulzade Türkiye’ye iltica eder. Ankara’da Ali Bey Hüseyinzade, Ahmet Ağaoğlu, Yusufbey Akçuraoğlu, Ziya Gökalp ile yakın temaslar kurar. M.E. Resulzade Türk Ocaklarında çalışır ve Türk Ocaklarının yayın organı olan “Türk Yurdu” dergisinde birçok yazılar yayınlar.
ADC Hükümeti 27 Haziran 1918 tarihi kararı ile Azerbaycan Türkçesini Devlet dili ilan etmiştir. Bir devletin bağımsızlık sembollerinden olan; bayrağı ve marşı hazırlanır ve kabul edilir. O dönemdeki bayrağın renkleri; Mavi-Türklük, Kırmızı-Muasırlık, Yeşil-İslam temellerini yansıtır niteliktedir. Azerbaycan Hükümeti Milli Ordusunu kurar. Türkçe eğitim veren yeni okullar açar. İlk defa bir üniversite “Bakü Devlet Üniversitesi” kurulur. Yalnız Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 23 ay yaşayabilir. Sovyet Rusya’sı Ermenistan’daki Taşnaklarla temasa geçerek Azerbaycan’daki Ermenileri kışkırtır. Önce Dağlık Karabağ’da sonra Azerbaycan’ın birçok bölgesinde isyanlar başlatır. Bu isyanları bastırmak için Azerbaycan Ordusu isyan merkezlerine yönelir. Bu defa Azerbaycan’ın Kuzey Bölgesi savunmasız kalır. Azerbaycan Komünistleri bu fırsatı kullanarak Sovyet Rusya’sından askeri yardım talebinde bulunur. Sovyetler hemen 11. Kızıl Orduyu Azerbaycan’a gönderir. Azerbaycan halkına hakaret olarak ordunun komutanlığına Ermeni Şövenist Mikoyan getirilir. 27 Nisan 1920’de 11. Kızıl Ordu Bakü’ye girerek Azerbaycan’ı işgal eder ve Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni ilan eder. Bolşevikler Cumhuriyetimizi kuran birçok lideri kurşuna dizerek öldürür, geri kalanları ise muhacir olarak yaşamaya zorlar. M.E. Resulzade üç renkli Bayrağımızı “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” sözleri ile indirir. Üç renkli bayrağı yükseltmek için Azerbaycan halkı 70 yıl ağır şartlarda mücadele verdi. Aydınlarımız Turancı, Pan Türkist, Pan İslamcı adı ile Sibirya’ ya veya Kazakistan çöllerine sürgün edildi. Birçok aydın vatan haini adı altında kurşuna dizilerek öldürüldü. Milletimiz Sovyet İmparatorluğunun baskısına rağmen gizli mücadeleler verdi. Mücadelenin sonucunda 27 Nisan 1920’de M.E. Resulzade’nin “ Bir kere yükselen Bayrak bir daha inmez” sözleriyle indirdiği bayrağımız 28 Mayıs 1990’da Sovyet tanklarının Azerbaycan’da bulunduğu bir zamanda Azerbaycan Milli Hareketinin lideri Ebulfez Elçibey tarafından “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” sözleri ile eski parlamento binasına asıldı.