PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : şia Neden Hz.ali'ye Aşırı önem Veriyor?


muhammed300
05-21-2008, 09:18 AM
SORU:Selamun Aleykum. EhliBeyt dostları size bir sorum olacaktı. Niçin caferilik mezhebi Hz.Ali'ye çok önem veriyor? Ve Hz.Ali'yi diğer halifelerden üstün tutuyorlar? Namaz kılarken topraktan imal edilen maddelere secde ediyorlar? Mesela taş'ın üstüne secde ediyorlar? Bunu sahih kaynaklardan ispatlamanız mümkün mü? Allah'a emanet olun.

CEVAP:Selamun Aleykum
Ehl-i Beyt mektebi Hz. Ali'ın (Allah'ın selamı ona olsun) diğer sahabeden üstün olduğunu inanmaktadır. Bunun delillerini açıklamak için çeşitli metotlar vardır. Biz sadece bir yönteme işaretle yetineceğiz.
İmi üstünlük:
Hz. Ali (a.s)'ın tüm sahabeden ilmi üstünlüğü delile ihtiyaç olmayacak derecede açıktır.
Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
Ben ilim şehriyim Ali ise kapısıdır. İlmi isteyen kimse kapıdan girmelidir. (El-Cam'us-Sagir 1/415, Sevaik'ul Muhrika 73 Tehzib'ut-Tehzib 6/320 ve Müstedrek-i Hakim 3/126)
-Peygamber (s.a.a), Fatıma (a.s)'a şöyle hitap etmiştir: Eşin (Hz. Ali), ümmetin en hayırlısı, ilim açısından en bilgini, hilim ve sabır açısından en üstünü ve İslam'ı kabul açısından insanların ilkidir.(Kenz'ul-Ummal 11/605, Cem'ul-Cevami'I, Suyuti, 6/398; İstiab 3/1099; Mecme'ul Zevaid 9/101 ve 114; Siyer-i Halebiyye 1/285.)
Nahiv ilminin büyük şahsiyetlerinden olan ve Aruz ilminin kurucusu sayılan Halil şu gerçeğe işaretle şöyle demiştir: Herkesin ona ilimde muhtaç oluşu ve onun herkesten müstağni oluşu onun herkesin önderi olduğuna delildir.
Bu cümlesiyle Halil, İslam tarihinde tüm sahabenin hatta birinci ve ikinci halifenin bile bir hükmü bilmediklerinde Hz. Ali'ye müracaat ettikleri gerçeğine işaret etmektedir.
Biz her türlü taassuptan uzak olarak diyoruz ki günümüzde dünyanın kütüphaneleri herkesin yüzüne açıktır. İnternet yoluyla tüm önemli kütüphaneleri araştırmak bile mümkündür. Siz inceleyin, dost ve düşmanın Hz. Ali'den naklettiği sözler ve ilmi değer taşıyan mektup ve hutbeleri bir yana ve yüz bine aşkın diğer tüm sahabilerin sözlerini de diğer yana bırakın sonra bunlar arasında bir mukayese yapın göreceksiniz ki Hz. Ali'den nakledilen ilmi eser ve sözler tüm sahabeden nakledilen ilim eserden çok daha üstündür. Hatta o yüz bin sahabinin ilmi eseri Hz. Ali'den nakledilen ilim karşısında mukayeseye gelmeyecek derecede küçüktür. Buna dost ve düşman herkes itiraf etmektedir. Örneğin Meşhur Arap Edebiyatçısı Cahiz -ki bu zat Ehl-i Beyt'e düşmanlığı ile tanınır; ama buna rağmen tüm bu edebi gücü sen kimden öğrendin diye kendisine sorulduğunda ben Ali'nin hutbelerini ezberlemek sayesinde bu makama ulaştım diyor.- Arap edebiyatının dört temel eserinden bir sayılan El-Beyan vet- Tibyan kitabında defalarca Hz. Ali (a.s)'ın sözlerinden övgüyle bahsetmiştir; hatta bir çok yerde bu sözler karşısında hayranlığını ifade etmekten bile çekinmemiştir.
Ebu İshak Şirazi Tabakatul'Fukaha kitabında Hasan-i Basri'den şöyle rivayet etmiştir:
Ömer Peygamber (s.a.a)'in ashabını istişare için bir araya topladı aralarında Ali de bulunuyordu, Ali'ye hitaben sen bunların en ilimlisi ve en üstünüsün dedi.
Ahmet b. Muhammed b. Abdi Rabbih (Ö: 328) Ikdı'l-Ferid kitabında Aişe'den şöyle nakleder: Peygamber erkekler arasında en çok sevdiği kişi Ali ve kadınlar arasında en çok sevdiği onun hanımı (Hz. Fatıma) idi.
Hz. Ali'nin ilmi üstünlüğü hakkındaki delilleri incelemek için lütfen bu sitenin arşiv bölümünde yer alan Ehl-i Beyt Mektebi Sitesinde İmam Ali'nin ilmi başlıklı makaleye müracaat edin.
Secde konusuna gelince ilk önce şu noktayı hatırlatmak isteriz ki, bir şeyin üzerine secde etmekle bir şey için secde etmenin arasında fark vardır. Başka bir ifadeyle secde anında anlını bir şeyin üzerine koymakla bir şey için secde etmek farklı farklı şeylerdir. Herkes secde anında anlını bir şeye koyuyor ama bu, onun o şey için secde ettiği anlamına gelmediği açıktır.
Bazı cahil kimseler bu iki konuyu birbirine karıştırdığı için Şia'ya iftirada bulunarak Şia taşa tapıyor diyebilmekteler. Oysa herkes anlını secde anında bir şeyin üzerine bırakmaktadır. Biri halı ve kilime diğeri ise taşa ve toprağa. Bu ise halıya veya taşa tapıldığı anlamına değildir. Secde yalnız Allah içindir. Anlı taş veya toprak ya da başka bir şeyin üzerine bırakmak bu gerçeği asla değiştirmez.
Ama neden Ehl-i Beyt mektebine uyanlar (Şia) kilime, halıya vb. şeylere secde etmiyor da yalnız taş toprak ve hasır gibi şeylere secde ediyorlar?
Bu sorunun cevabı ise kısaca şöyledir:
Ehl-i Beyt İmamları'ndan gelen sahih hadisler gereğince, insanların yiyecek ve giyecek olarak kullandıkları maddeler üzerine secde etmek doğru değildir ve bu tür secde namazı batıl eder. Secde edilen şey Peygamber (s.a.a)'in kesin sünnetine uygun olarak ve Ehl-i Beyt İmamları'ndan gelen sahih hadisler gereğince yer veya yerden biten ama insanların yiyecek ve giyecek olarak kullanamadıkları maddelerden olması şarttır. (Taş, toprak, ağaç hasır vb. şeyler)
Bu konuyla ilgili olarak Ehl-i Beyt İmamlarından bir hadis nakletmekle yetiniyoruz. İmam Cafer Sadık'ın ashabından olan Huşam b. Hakem şöyle diyor: İmam Cafer Sadık'a: Nelerin üzerine secde etmek sahihtir? diye sordum. İmam Cafer Sadık şöyle buyurdu: İnsanların yediği ve giydikleri maddeler hariç yeryüzüne ve yeryüzünden göveren her şeye secde edilir. Huşam: Bunun hikmeti nedir? diye sorunca da, İmam Cafer Sadık (s.a) şöyle buyurdular: Secde Allah'a karşı huzudur (boyun eğmedir) Bu yüzden secde yenilecek ve giyilecek maddeleri üzere olmamalıdır. Çünkü dünya düşkünleri yedikleri ve giydikleri şeylerin kuldurlar. Yüce Allah'a secde eden bir kimse, secde anında dünya halkının taptığı ve gönül verip aldandığı şeylere alnını koymamalıdır. (El-Vesail, c3, B. 3 Ebvab ma yusced aleyh)
Secdenin toprağa taşa yapılması Peygamber'in sünnetiyle kesin olarak sabittir.Peygamber (s.a.a) buyurmuştur ki: Yeryüzü bana temizleyici ve secde yeri olarak kılındı. (Buhari 1/91) Peygamber (s.a.a) libas ve giysi türünden olan şeylere secde etmekten sakındırdığı sabittir ve bu konuda onlarca hadis temel kaynaklarda mevcuttur.
Biz sadece üç örnek vermekle yetiniyoruz:
Ahmed b. Hanbel kendi Müsned'inde (3/327) ve Beyhaki kendi süneninde (1/439) da Cabir b. Abdullah El- Ensari'den nakleder ki: Biz Peygamber'le öğle namazını kılıyorduk ve bir avuç kum alıp onu bir elimizden diğerine taşıyarak soğutuyorduk sonra sıcaktan korunmak için onun üzerine secde ediyorduk. Beyhaki şöyle demiştir: Eğer elbiseye secde etmek caiz olsaydı kumu elde soğutmak yerine onun üzerine secde etmek yolunu seçerlerdi.
Yine Beyhaki kendi süneninde (2/105) Hubab b. El-Ert'ten nakleder ki güneşin şiddetli sıcağının anlımızı ve ellerimizi yaktığını Peygamber'e şikayet ettik ama Peygamber (s.a.a) şikayetimizi kabul etmedi.
Muttaki Kenz'ul-Ummal kitabında Halid el- Cehni'den nakleder ki Peygamber (s.a.a) Suhayb'in secde anında anlını toprağa koymaktan sakındığını gördü; ona Ey Suhayb yüzünü toprak üzerine koy diye buyurdu.
Ne yazık ki bir kısım halk cehaletten ve bir kısmı ise taassuptan Peygamber'in apaçık sünnetini görmezlikten gelerek sünnete ters düşen secde türünü yani seccade ve halı vb. şeyler üzerine secde etmeyi tercih ediyorlar; sonrada kendilerine Ehl-i Sünnetiz diyebiliyorlar. Peygamber'in sünnetinde sahihliği kesin olan secde türü yalnız toprağa ve kuma (taşa) ve hasıra (yenilecek ve giyilecek maddesi olmadığı için secde hasıra caizdir ve Sahih hadisler gereğince Peygamber (s.a.a)'in secde için bazen hasır kullandığı kesindir) olan secdedir. Başka şeylere secde etmek örneğin halı, kilim ve aynı maddelerden yapılan seccadeye secde etmek Ehl-i Beyt İmamları tarafından kesinlikle menedilmiştir. Ehl-i Sünnet kaynaklarında da bunu destekleyen hadisler çoktur.

zafer_36
05-21-2008, 09:30 AM
Sağol Muhammed paylaşımın için Allah razı olsun .

AlevîGenç
05-21-2008, 09:27 PM
SORU:Selamun Aleykum. EhliBeyt dostları size bir sorum olacaktı. Niçin caferilik mezhebi Hz.Ali'ye çok önem veriyor? Ve Hz.Ali'yi diğer halifelerden üstün tutuyorlar? Namaz kılarken topraktan imal edilen maddelere secde ediyorlar? Mesela taş'ın üstüne secde ediyorlar? Bunu sahih kaynaklardan ispatlamanız mümkün mü? Allah'a emanet olun.


Çevap:
HZ. ALİ'NİN ÖNCEKİ PEYGAMBERLER'DEN ÜSTÜNLÜĞÜ

1- Hz. Ali (a.s)'ın Sekiz Peygamber'den Üstün Olduğu Haber

Hurre bint-i Halime es-Sa'diyye Haccac bin Yusuf es-Sakfi'nin yanına gelip onun huzuruna vardığında Haccac ona dedi ki: "Senin, İmâm Ali'yi Ebu Bekir, Ömer ve Osman'dan daha üstün tuttuğun haberi geldi."

Hurre dedi ki: "Onu sadece yalnız bu üçüne üstün tuttuğumu söyleyen yalan söylemiştir."
Haccac sordu: "Başka kimlere üstün tutuyorsun?"
Hurre dedi ki: "Adem'e, Nuh'a, Lut'a, İbrahim'e, Musa'ya, Davut'a, Süleyman'a ve İsa bin Meryem'e (Allahın selamı onlara olsun) üstün tutuyorum."
Haccac dedi ki: "Vay haline! Sen onu hem sahabelere üstün tutuyorsun, hem de onlara ek olarak Ulul Azm (şanı büyük) peygamberlerden 8 peygamberi kattın, eğer bana dediklerinin açıklamasını yapmazsan senin boynunu vururum."
Hurre dedi ki: Onu peygamberlere üstün tutan ben değilim. Allah (c.c) Kuran'da onu o peygamberlere üstün kılmıştır:
Allahu Azze ve Celle Adem hakkında buyuruyor ki: "Adem Rabbine karşı asi oldu" (Ta Ha/121)İmam Ali hakkında ise buyurdu ki: "İşte bu, sizin bir mükafatınızdı, çalışmanız mükafat ile karşılandı." (İnsan/22)

Haccac dedi ki: "Ey Hurre, iyi açıkladın, Peki onu Nuh ve Lut'a karşı ne ile üstün tutuyorsun?"
Hurre dedi ki: Allah Teala onu onlara üstün kılmıştır: Allah buyuruyor ki: "Allah, inkâr edenlere, Nuh'un karısı ile Lut'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kulun (nikahı) altında idiler, onlara hıyanet ettiler. (Kocaları,) Allah'tan hiçbir şeyi onlardan savamadı. (Onlara): "Haydi girenlerle birlikte siz de ateşe girin!" denildi." (Tahrim/10)
Ali bin Ebi Talib'in eşi ise, Muhmammed (s.a.a)'in kızı Fatıma'tüz Zehrâ'dır ki, Allah onun rızasına rıza ve onun gazabına gazap gösterir.
Haccac dedi ki: "Ey Hurre, iyi açıkladın. Peki onu peygamberlerin babası ve Allah'ın dostu İbrahim'e ne ile üstün tutuyorsun?"
Hurre dedi ki: Allahu Teala onu, şu buyruğu: "Hani İbrahim de şöyle yakarmıştı:;Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster?' ;İnanmadın mı?' diye sordu. ;İnandım, dedi, ancak kalbimin tatmin olması için'" (Bakara/260) ile üstün kılmıştır. Mevlam Emir'ül-Müminin Hz. Ali de öyle bir söz söyledi ki, müslümanlardan hiçkimse onda ihtilaf etmemiştir: "Gözlerimin önünden perde kalksa da benim bilincimde bir artış olmaz."(1) Bu sözü de ondan başka ne öncekilerden ne sonrakilerden hiç kimse söylememiştir.
Haccac dedi ki: "Ey Hurre, iyi açıkladın. Peki onu Kelimullah Musa ile ne ile üstün tutuyorsun?"
Hurre dedi ki: "Allahu Teala Musa hakkında buyuruyor ki: "Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladı." (Kasas/18) Ali bin Ebi Talib ise hiç korkmadan Resulullah (saa)'ın yatağına yattı, hatta bunun üzerine Allah da onun hakkında şu ayeti indirdi: "İnsanlardan öyleleri var ki, Allah'ın rızası için kendi nefsini satarlar." (Bakara/207)
Haccac dedi ki: "Ey Hurre, iyi açıkladın. Peki onu Davut'a ve Süleyman'a karşı ne ile üstün tutuyorsun?"
Hurre dedi ki: Allahu Teala onu o ikisine üstün kıldı. Allahu Teala buyuruyor ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hak ile hüküm ver. Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın." (Sad/26)
Haccac sordu: "Onun hükmü ne üzere idi?"
Hurre dedi ki: "İki şahıs hakkında idi. Birisinin üzüm bağı vardı, ötekinin de koyunları vardı. Koyunlar üzüm bağını otladı. Bu iki şahıs Davut'a gelip onlar hakkında hüküm vermesini istediler. Davut onlar hakkında hüküm verince oğlu Süleyman onun hükmünü düzeltti.
Allahu Teala da buyurdu ki: "Onu Süleyman'a kavrattık" (Enbiya/79)
Mevlamız Emir'ül-Müminin Ali (as) de buyurdu ki: "Bana Arş'ın üstünden, arşın altından sorunuz."(2) "Beni kaybetmeden bana sorunuz."(3) O Hayber'in fethedildiği günde Resulullah'ın yanına geldiğinde Resulullah (saa) hazır olanlara buyurdu ki: "Sizin en üstününüz, en bilgininiz ve en iyi hüküm vereniniz Ali'dir."(4)
Haccac dedi ki: "Ey Hurre, iyi açıkladın. Peki onu Süleyman'a karşı ne ile üstün tutuyorsun?"
Hurre dedi ki:
Allahu Teala onu kendi buyruğu ile ona karşı üstün tuttu: "Süleyman: ;Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki, ardımdan hiç kimseye yaraşmasın." (Sad/35)
Mevlamız Emir'ül-Müminin Ali (as) de buyurdu ki: "Ey dünya seni üç kere boşadım. Benim sana ihtiyacım yoktur." (5) Bunun üzerine Allahu Teala şu ayeti indirdi: "İşte âhiret yurdu! Biz onu, yeryüzünde üstünlük taslamayanlarla bozgunculuk peşinde koşmayanlara veririz." (Kasas/83)
Haccac dedi ki: "Ey Hurre, iyi açıkladın. Peki onu İsa bin Meryem'e karşı ne ile üstün tutuyorsun?"
Hurre dedi ki: Allahu Teala onu bu buyruğu ile ona karşı üstün tuttu: "Allah şunu söyledi: "Ey Meryem oğlu İsa! Allah'ın yanında beni ve annemi de iki tanrı olarak kabul edin diye insanlara sen mi söyledin?" İsa dedi: "Hâşâ! Seni tespih ederim. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir. Eğer onu söylemişsem sen onu elbette bilirsin. Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem. Çünkü sen, evet sen, gaybları çok iyi bilensin!"
"Onlara, senin bana emrettiğin şu sözden başka bir şey söylemedim: 'Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin." (Maide/116-117)
Hz. İsa, onların hükmünü Kıyamet gününe kadar geciktirdi. Hz. Ali bin Ebi Talib (as) ise Hururiler olan Nehrivan ehli (Hariciler) onda iddia ettikleri şey hakkında iddia ettikleri zaman onlarla savaştı ve onların hükümlerini geciktirmedi. Bunlar onun faziletleridir ki, başka kimsenin faziletleri ile sayılmaz.
Haccac dedi ki: "Ey Hurre, iyi açıkladın, cevabından iyi çıktın. Açıklamayı cevaplayamasaydın, olan olacaktı."
Sonra onu ödüllendirdi ve ona güzel ikram yaptı. Allah Hurre'ye rahmet etsin.
_______________________
Dipnotlar:
1) Menakıb-ı Hüvarezmi S.375, H.395 / el-Kunduzi "Yenabi'ül Mevedde" S.65 / İbni Ebil Hadit "Şerh-i Nehc'ül Belağa" C.7, S.253...
2) el-Müttaki el-Hindi "Kenz ul Ummal" C.13, S.165
3) Nehc'ül Belağa S.280, Hutbe: 189 / Ebu Naim "Hilyet'ül Evliya" C.1, S.65 / el-Müttaki el-Hindi "Kenz ul Ummal" C.13, S.165
4) et-Tüsteri "Şerh-i İhkak'ul Hak C.5, S.48 / İbn-i Şazan "el-Fedail" S.138 / Avalim'ul Ulum C.18, S.189
5) Nehc'ül Belağa Subhi es-Salih S.480, Hutbe 77 / İbni Ebil Hadit "Şerhi Nehc'ül Belağa" C.18, S.224 / eş-Şerif er-Radıy "Hasais el-Eimme" S.70 / el-Behrani "Hilyet'ül Ebrar" C.2, S.212...
____________________
Kaynaklar:
1- Şazan bin Cibril el-Kummi "el-Fedâil" S.136-138
2- el-Meclisi "Bihar'ül Envar" C.46, S.134-137, H.25
3- Ahmet er-Rehmâni el-Hemedâni "el-İmâm Ali" S.326-330
4- Nimetullah el-Cezairi "El-Envâr en-Numaniyye" C.1, S.25
5- el-Hâc Hüseyn eş-Şâkiri "Min Siret el-İmam Ali Aleyhisselam" S.96-100 H.1420 1. Bas.
6- el-Meraşi "Şerh-i İhkâk'ul Hak" C.5, S.47-49
7- el-Ahmedi el-Meyânici "Mevâkıf eş-Şia" C.1, S.88-90 H.1416 1.Baskı.
8- eş-Şeyh Abdullah el-Hasan "el-Munazarat fil İmâme" S.125-129
9- Yunus Ramadan "Buğyet'üt Talib fi Marifeti Aliyyibni Ebi Talib" s.475-477 Beyrut Bas.
10- et-Tebrizi el-Ansari "el-Lemat'ül Beyda Fi Şerh-i Hutbet'üz Zehra" S.220-218 H.1418 1. Bas. Kum Bas.
11- Reyâhin eş-Şerîa C.4, S.144
12- Kâmus er-Ricâl C.10, S.415
13- "Er-Revda fil-Mucizât vel-Fedâil" S.161-162
14- Eş-Şeyh Cemalettin Muhammed bin Ahmet El-Hanefi el-Mûsuli "Dürr Bahr'ül Menakıb" (Ö.680)
15- Merkez el-Mustafa "Nimazic Min Kerâmet'ül Eimme ve Mucizâtihim" S.1892
16- Merkez el-Mustafa "Nusus Uhra Minen Nebi Ala Hilafet Ali" S.338

2. Sasa bin Suhan (ra)'ın Haberi

Sa'saa Hz. Ali (a.s)'a şöyle arz etti: "Siz mi üstünsünüz, Adem mi?"
Hz. Ali (a.s): "İnsan kendisini tarif ve tezkiye etmesi çirkin bir şeydir; ama Allah: "Rabbinin nimetinden haber et"(Duha/11) buyurmasaydı cevap vermezdim. Ben Adem'den daha üstünüm. Çünkü, Adem (a.s) için buğday hariç, cennette bütün rahmet, rahatlık ve nimetler hazırlanmıştı; O nehy edilmesine rağmen o buğdaydan yiyerek cennet ve Hakkın rahmetinin dışına çıktı. Ama Allah Teala beni, buğdayı yemeden men etmemesine rağmen kendi istek ve irademle dünyayı önemli bilmediğimden dolayı, buğdaydan yemedim."
Sa'saa: "Siz mi daha faziletlisiniz, yoksa Nuh peygamber mi?"
Hz. Ali (a.s): "Ben Nuh'tan daha faziletliyim. Çünkü Hz. Nuh kendi kavmini Allah'a davet ettiğinde onlar itaat etmediler; üstelik, O Hazrete çok eziyet ve zulüm ettiler. Sonunda onların eziyetine sabredemeyip onlara beddua edip şöyle dedi: "Allah'ım, yeryüzünde kafirlere bir diyar dahi bırakma (yani onların hepsini helak et.)"(Nuh/26) Ama ben habibim ona ve ailesine salat ve selam olsun Resulullah (saa)'tan sonra, bu ümmetin bana yaptıkları onca zulüm, eziyet ve gösterdikleri inatlarına karşı tahammül edip sabrettim, kesinlikle onların hakkında beddua etmedim."
(Nitekim meşhur "Şıkşıkıyye" hutbesinde şöyle buyuruyor: "Gözümde diken ve boğazımda kemik olduğu halde sabrettim )
Sa'saa: "Siz mi daha üstünsünüz, yoksa İbrahim mi?"
Hz. Ali (a.s): "Ben İbrahim'den daha üstünüm. Çünkü "İbrahim (as) Allah Teala'ya; "Rabbim, ölüyü nasıl diriltirsin?" diye sordu. Allah Teala; "İnanmıyor musun?" diye buyurdu. İbrahim; "Evet inanıyorum, ama (onu görmekle) kalbimin mutmain olmasını istiyorum."(Bakara/260) dedi. Ama demişim ve her zaman derim ki: Eğer hicaplar kaldırılırsa zerre kadar yakinimde artış olmaz."
Sa'saa: "Siz mi daha üstünsünüz, yoksa Musa mı?"
Hz. Ali (a.s): "Ben Musa'dan daha faziletliyim. Çünkü Allah Teâla, Hz. Musa'yı Firavun'u davet etmek için Mısır'a gönderdiğinde Musa Rabbine şöyle dedi: "Rabbim, ben onlardan bir kişi öldürdüm, beni öldüreceklerinden korkuyorum."(Kasas/33)
Ama ben, habibim Resulullah (s.a.a) Allah tarafından beni "Tevbe" süresini Mekke müşriklerinin ehline tebliğ etmek için görevlendirdiğinde, ben onların erkeklerinin ve ayanlarının çoğunu öldürdüğüm halde, onlardan asla korkmayıp yalnız başıma hızlı bir şekilde gidip Tevbe süresinden (birkaç ayeti) yüksek sesle onların duyacağı şekilde açıkladıktan sonra geri döndüm."
Sa'saa: "Siz mi mi daha üstünsünüz, yoksa İsa mı?"
Hz. Ali (a.s): "Ben İsa'dan daha üstünüm. Çünkü İmran'ın kızı Meryem İsa'yı doğuracağı sırada Beyt'ül Mukaddes'teydi. Sonra ona şöyle bir nida geldi: Ey Meryem! Evden dışarı çık! Bu ev ibadet evidir, doğum evi değildir. (Sancı onu bir hurma dalına götürdü)(Meryem/23)
Ama benim annem Esed kızı Fatıma'ya viladet yaklaştığında Mesdcid'ül- Haram'a gelip, Kabe'ye iltica ederek Rabb'ine doğumunun kolaylaştırması için dua edip yalvarmıştı. Bunun üzerine Beyt'ül Haram'ın duvarı yarılıp: "Ey Fatma, eve gir!" diye gaybi bir nida geldi. Bunun üzerine Fatıma duvardan içeri girdi ve beni Allah'ın hareminde ve evinde dünyaya getirdi. Bu fazilet benden önceki ve sonrakilerin hiçbirine nasip olmamıştır."
__________________________
Kaynaklar :
1- Ahmet er-Rahmani el-Hemedâni "el-İmâm Ali" S.370-371
2- et-Tebrizi el-Ansari "el-Lematül Beyda Fi Şerh-i Hutbet'üz Zehra" S.220-221 H.1418 1. Bas. Kum Bas.
3- Nimetullah el-Cezairi "El-Envâr en-Numaniyye" C.1, S.27
4- el-Hâc Hüseyn eş-Şâkiri "Min Siyret el-İmam Ali" S.130-132 H.1420 1.Bas.
5- Haşim Âli Katit "Veminel Havâr Ekteşeft el-Hakika" S.111-113 H.1421 Dâr'ül Muntazar Beyrut Bas.
6- Ebul Kasım el-Hav'i "el-İmam Ali Minel Mehd ilel Lehd" S. 549
7- Süleyman Yıldız "Hakikat Yolu" S.38-39-40
8- es-Seyyid Muhammed Musevi eş-Şirazi "Leyali Peşaver" 7. Oturum.


[Only Registered Users Can See Links]

Alın sorunun çevabı kanıt ve delillerle!

AlevîGenç
05-21-2008, 09:35 PM
Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed-i Mustafa (s.a.a), o güneşi şöyle tanımlamıştır:

“Adem’e (a.s) ilminde, Nuh’a (a.s) takvasında, İbrahim’e (a.s) hilminde, Musa’ya (a.s) heybetinde, İsa’ya (a.s) ibadetinde bakmak isteyen kimse, Ali b. Ebutalib’in (a.s) yüzüne baksın.”

muhammed300
05-22-2008, 11:12 AM
alevigenç kardeş verdiğin bilgiler için allah senden razı olsun